O işler niye oldu?

Haberin Devamı

Abdullah Gül’ün on birinci cumhurbaşkanı olmasının önünde hiçbir hukuki ya da siyasi engel bulunmuyor.

Peki o zaman neden o krizi yaşadık, muhtıra gördük, duygularının sivriliğiyle kuralları çiğnemek isteyenlerin öfkesiyle karşılaştık?

Bu gerilimler, demokrasi kültürünün yerleşmesi açısından yeni birer ders olarak görülebilirse bir işe yaramış olur.

Oyun kurallarına göre oynanmıştır, bir ara kuralların bozulmasını ise 22 Temmuz seçimi düzeltmiş, her şey olması gereken yola geri dönmüştür.

Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı olarak görmeyi istememek de istemek kadar meşrudur, yasal ve siyasal bir haktır. Ancak kurallar işlemesi gerektiği gibi işleyince Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını isteyenler kazanmıştır.

Artık herhangi bir itiraz yerinde olamaz. Ama bu, yeni cumhurbaşkanının icraatlarının ya da faaliyetlerinin eleştirilmeyeceği anlamına da gelmez.

Abdullah Gül, dün resmen adaylığını açıklarken herkesin duymak istediği her şeyi söyledi. Dolayısıyla toplumun bütünü de sözlerinin gereğini yerine getirmesini bekleyecektir. Bu da demokrasi oyunun en temel kuralıdır.

***

CHP, kendi açısından Gül’ü neden cumhurbaşkanı olarak görmek istemediğini açıkladı. Bu da onların hakkıdır. CHP’nin görüşünü haklı bulanlar da olabilir haksız bulanlar da olabilir. Bu da demokrasinin en iyi yanlarından biridir.

Ancak CHP Gül’e itiraz ederken nasıl bir cumhurbaşkanı istediğini, önereceği adayla göstermek durumundadır. Böyle yaptıkları takdirde itirazlarına ciddi bir gerekçe kazandırmış olacaklardır. O zaman kamuoyu da CHP’nin görüşlerinin derinliğini görebilir.

Aslında bütün bunlar o kriz günlerinde çok konuşuldu. O süreçte CHP’nin dile getirdiği itirazlarla bugünküler arasında bir fark yok. Ama CHP, aynı sözleri tekrarlar, aynı katı tutumda ısrar ederken 22 Temmuz gününü de unutmamalı. Seçmenin yarısı AKP’ye onay verirken CHP’nin itirazlarını haklı bulan seçmen sadece yüzde 20’de kaldı.

Bu noktada da Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının meşruluğunu tartışma imkânı kalmıyor.

“Çankaya’da türban” meselesinin de ne yönde gelişeceğini şu anda bilmek zor. Ama onu bile toplumsal barış için bir olanak olarak kullanmak mümkün. Bunu belirleyecek olan da en başta Gül’ün tavırları olacaktır.

Demokrasi, insanlığın bugüne kadar bulduğu en iyi yönetim biçimidir. Bunu bir kez daha yaşayarak gördük, yeter ki ders almasını bilelim.

DİĞER YENİ YAZILAR