O günlerden bir gün

Çeyrek yüzyıl önce Türk Silahlı Kuvvetleri "emir komuta zinciri içinde" yani "örgüt olarak" iktidara el koydu

Haberin Devamı

Çeyrek yüzyıl önce Türk Silahlı Kuvvetleri "emir komuta zinciri içinde" yani "örgüt olarak" iktidara el koydu. O günden önce yaşanmış acı olaylar, iç savaş provaları, can güvenliğinin ortadan kalkmış olması darbenin geniş bir kesimce onaylanmasına yol açtı.

O gün Başbakan olan Süleyman Demirel bugün soruyor: Sıkıyönetim vardı, askeri yetkililerin bütün imkânları vardı, ek yasa isterlerse çıkarabileceğimizi söyledik fakat olaylar durdurulamadı, ama darbe ertesinde anında kesildi...

Demirel'in sorusu o günleri iyi izlemiş, yaşamış olanlar ve hatırlayanlar için doğru bir sorudur. Sıkıyönetime rağmen olaylar durmadı. Darbe oldu, durdu.
Demirel bir "komplo"yu ima ediyor. Doğru olabilir. Hatta olayların tırmanışında etkili rol oynayan "ülkücü" kesimin o günlerdeki önemli isimlerinden birçoğunun daha sonra "devletin bazı kesimleri" ile yakından ilişkili çıktıklarını da hatırlamak gerekir.

* 12 Eylül darbesi öncesinde Ecevit de Demirel de başbakanlık yaptı. Eğer bir komplo var idiyse, bunu önlemek onların göreviydi. Siyasileri "Bana komplo kuruldu" sözü kurtarmaz, eğer iyi siyasetçiyseler, bütün komploları boşa çıkarır, ülkelerini selamete götürürler. Demirel ve Ecevit yirmi beş yıl önce Türkiye'yi askeri darbenin karanlığına götürdü.

Bu tehlikeden kurtulmak için
Yirmi beş yıl sonrasından bakıldığında "12 Eylül yönetimi ne yapti" sorusunun cevabı "onlar" açısından oldukça vahim olarak ortaya çıkıyor. Sadece terörle mücadele etmediler, kitapla da bilimle de mücadele ettiler, kıt bilgilerine göre kurduklan politikalarla siyasi İslamın gelişmesini sağladılar. Türk toplumunun düşünen ve siyasi bir toplum olmaktan çıkıp bir magazin toplumu olmasına yol açacak bütün unsurların temellerini artılar.

Okumayı sevmediler, üniversiteyi sevmediler, kendileri gibi sığ olmayan hiç kimseyi sevmediler.

Bugün toplumumuzda şikâyetçi olduğumuz ne varsa hemen tümü 12 Eylül döneminin askeri yöneticilerinin yaptıklarının ürünüdür. 12 Eylül askeri yönetimi de Demirel ile Ecevit'in ürünüdür.

Demirel'ler ve Ecevit'ler ya da onların devamı Çiller'ler Baykal'lar olduğu sürece askeri darbe yoluyla demokrasinin askıya alınması tehlikesi olacaktır. Türkiye'nin bu tehlikeyi tümüyle bertaraf etmesi, o siyasilerden, o siyasilere benzeyenlerden kurtulmasıyla mümkündür.

* Demokrasiyi korumak için kurtulmak zorunda olduğumuz "diğerleri" de, demokrasinin asker eliyle askıya alınması için gerekçe üretmeye çalışanlardır. Bunlar bıkmadan usanmadan çalışıyor.

Çok partili demokrasiye geçişimizden 60 yıl sonra hâlâ demokrasiyi tartışmamız bile yeterince üzücü. Bir daha aynı şeyleri yaşamamak için 12 Eylül 1980 öncesini ve sonrasını çok iyi hatırlamamız gerekir. Hatırladığımız takdirde bugün yaşadığımız birçok olayın kaynağını da görebiliriz.

DİĞER YENİ YAZILAR