O gün için

Haberin Devamı

Falın her türlüsüne çok meraklı bir hükümdar vardı. Herhangi bir konuda karar almadan önce mutlaka defalarca fal baktırır, ülkenin, hatta komşu ülkelerin tanınmış bütün falcıları ile görüşürdü.
Baklalarda, suda, bulutlarda, kartlarda geleceğin ipuçlarını bulmak için saatlerini, günlerini falcılarla geçirirdi.
Falcılara akla gelebilecek her türlü soruyu sordu da yıllarca asıl soruyu sormadı. O soru hep aklındaydı, ama sormadı. Ve bir gün sormaya başladı.
İlk falcıyı çağırdı: “Bak bakalım, ben ne zaman, nasıl öleceğim?”
Falcı baktı, bir şeyler söyledi, ama tatmin edici bir cevap veremedi.
Hükümdar onu gönderdi, ikinci falcıyı çağırdı. Sonra üçüncüyü, sonra dördüncüyü...
Falcıların hepsi de çok açık olmayan şeyler söyleyip durumu idare etmeye çalışıyordu. Ülkenin bütün falcıları aynı şekilde davranınca sıra komşu ülkelerin falcılarına geldi. Birer birer hükümdarın sarayında konuk olmaya başladılar.
Sonunda falcılardan biri, tatmin edecek şekilde konuşmaya başladı. Hükümdarın bir eşyasını almış, suya batırıyor, sonra suya bakarak konuşuyordu.
Ve söyledi; yıl söyledi, ay söyledi, gün söyledi. “Ama birkaç gün şaşabilir” dedi.
Hükümdar heyecanla sordu:
“Peki ölümden kurtulmak için, Azrail’in beni almasını önlemek için bir çare var mı?”
“Ben görmüyorum” dedi falcı; “hatta benim gördüğüme göre, Azrail küçük bir delik bile bulsa o delikten geçip yanınıza gelecek ve canınızı alacak...”
Hükümdar, her iktidar sahibinin yapacağı gibi önce falcının kafasını kestirdi, sonra da oturup düşünmeye başladı.
Falcının söylediği tarih yaklaştıkça doğal olarak gerginliği artıyordu. En sonunda kendince bir çare buldu.
Ülkesinin en sarp dağların bulunduğu bölgesine gitti; en sarp tepeye, en kalın taşlarla bir bina inşa ettirdi. Taşların aralarını tek tek bizzat kontrol etti. Ustalar gerçekten tam istediği gibi iş yapmış ancak doğal olarak iki pencere yeri bırakmışlardı. Hükümdar onları da kapattırdı. Ve kapının da iyice küçük, ancak kendisinin geçebileceği genişlikte olmasını istedi.
İçeri girdi. Düşündü ki bu kapıdan kendisi girdiğine göre Azrail de rahatça girebilir.
Emir verdi, kapıyı da ördüler. Hatta binanın çevresine bir sıra duvar daha çekilmesini istedi. O duvarı da ördüler ve hükümdar içerde beklemeye başladı.
O gün hemen ölmedi. Aç ve susuz birkaç gün direndi. Sesi duvarları aşıp dışarıya ulaşamıyordu. Falcının son söylediği doğru çıktı, birkaç gün sonra öldü.

DİĞER YENİ YAZILAR