O da Türkiye bu da Türkiye

Ülkemizin dünyada hep kötü yanlarıyla, olumsuzluklarıyla anılmasından bunaldık. Töre cinayetleri oluyor, dünya basınının ön sayfalarına çıkıyor

Haberin Devamı

Ülkemizin dünyada hep kötü yanlarıyla, olumsuzluklarıyla anılmasından bunaldık. Töre cinayetleri oluyor, dünya basınının ön sayfalarına çıkıyor. Kadınların en fazla aşağılandığı ülkelerden biri olarak hemen adımız ön sıralarda yer alıyor.

Türkiye'nin sadece bunlardan ibaret olmadığını anlatmamız hâlâ önemini koruyor. Ama Türkiye'ye dikkatle bakanlar başka yönlerini de görüyor.

Fransız Le Monde Gazetesi'nin 29 Mayıs tarihli sayısının kültür sayfasında büyük bir başlık vardı: "İstanbullu Sanatçılar Zaten Avrupalı". Bu büyük başlığın altındaki üç ayrı yazıda İstanbul'daki sanat olaylarının dünya ölçüsünde önemli olaylar olduğu anlatılıyordu. Gazetenin muhabiri gezmiş, görmüş, konuşmuş ve etkilenmiş. Birçok sanatçının adı büyük övgülerle anılıyor.

Emre Koyuncuoğlu, Işıl Kasapoğlu, Özen Yula, Murat Morova, Mahir Günşiray, Nihal Koldaş, Göze Sane, Sevim Burak, Nihat Genç... Bunlar tam sayfayı kaplayan sanat röportajlarında adı geçen Türk sanatçıları. Bunların kaçının adını, kaç Türk biliyor?

Bir ülkenin gelişmişliğinin bir sürü ölçütü var. Çok sayıda istatistik var. Ekonomi istatistikleri, toplum istatistikleri var. İşsizlik var. Yoksulluk var.

Diğer yanda o ülkenin ruh ve kafa gelişmişliğini gösteren sanat var, kültür var, düşünce var ve bu alanlarda üreten, yaratan insanlar... Ama karşılarında bunlara hiç de makbul faaliyetler olarak bakmayan, kötü gözle bakmaya devam eden, bu işlerle meşgul olanlardan korkan ve onları düşman gibi görenler de var.

Onlar da var diğerleri de var. Neyse ki sanata, kültüre, bilime gönül vermiş, insanın gerçek gelişmesinin bu alanlarda olduğunu bilenler ve bunun için uğraşanlar var.

Eyüp Aşık
Meclis soruşturma komisyonunda bir emniyet görevlisinin ifadesinde adı geçtiği için dün VATAN'ın birinci sayfasında ve bu köşede konu olan Eyüp Aşık aradı. Söylediklerine göre kendisi bu iddialarla ilgili olarak iki kez yargılanmış ve beraat etmiştir. Aşık bu konuda haklı olabilir.

Bizim yazımızda "bakanlık" unvanının nereden nereye geldiği anlatılıyordu. Kendisi de "bakanlık" makamının düzey kaybetmesine yol açan olaylar ve kişiler arasında bir örnek olarak veriliyordu. Eyüp Aşık yasal olarak haklı olabilir, kendini vicdanen haklı görebilir. Ama Eyüp Aşık, Türkiye Cumhuriyeti'nde "bakanlık" ın nerelere geldiğinin örneklerinden biridir. Dünkü konuşma ne yazık ki bu kanaatimizi daha da güçlendirmiştir. Aşık ve diğer birçokları yasal olarak suçsuz bulunmuş olabilirler. Ancak bizim de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu ülkenin, bu devletin bir bakanının mafya mensuplarıyla bağlantısı olmasından tiksinmek en doğal hakkımızdır. Belki de suç Eyüp Aşık'larda değildir. Asıl suç onları bakan yapanlardadır.

DİĞER YENİ YAZILAR