O da padişah

Haberin Devamı

Baykal, partisinin program ve tüzük değişikliği kurultayında Erdoğan için “padişah” dedi. Doğrudur, uzunca bir süredir Erdoğan’ın verdiği tepkiler, demokratik bir ülkedeki bir başbakanın tepkileri değil, kızdıran tebaasını azarlayan padişah tepkileri.

Padişahlar “Tanrı’dan aldıkları” yetkileri kullanan, hiç kimseye hesap verme durumunda olmayan şahıslardır. Padişah’a karşı çıkmak, Tanrı’nın buyruğuna karşı çıkmaktan farksızdır.

Tayyip Erdoğan’ın partisini ve ülkesini yönetme tarzı da padişahlarınki gibi de Deniz Baykal’ınki farklı mı?

Hem AKP’de hem de CHP’de genel başkanı eleştirmek söz konusu değildir, olamaz. Çünkü milletvekili adaylarını da yerel yönetici adaylarını da sonuçta “padişah” belirler. Herhangi bir konuda “padişah”a karşı çıkmış bir kişi, ağzıyla kuş tutsa o konumlara gelemez. Herkes “padişah genel başkan”la aynı fikirde olmak zorundadır.

***

İktidarda olan padişah ile muhalefette olan arasındaki fark “devletin parasını” kullanmak konusunda ortaya çıkar. Biri bütün önemli ekonomik ve mali kararları verir, hangi ihalenin kime verileceğini, kimin devlet kaynaklarını kullanacağını tespit eder. Diğeri bunu yapamaz, yapabilmek için iktidara gelmeyi bekler.

Erdoğan ile Baykal arasında partiyi yönetme konusunda bir fark yoktur. Başka hangi konuda fark olduğunu bulmak için epeyce uğraşmak gerekir. Avrupa Birliği reformları, yani Türkiye’nin daha ileri bir demokrasi düzeyine ulaşması, hukuk devletinin güvencelerinin sağlanması konularında aralarında bir fark yoktur. İkisi de bugünkü durumun yeterli olduğunu düşünüyor. Bu iki maddenin altında birçok madde sıralanabilir. Her madde üzerinde biraz düşünen, ikisinin tam bir görüş birliği içinde olduğunu görecektir.

***

Padişahlar, Türkiye için belli bir “eksik demokrasi” üzerinde görüş birliği içinde oldukları için bütün kavga ve tartışmalar “ihaleler”, siyasi yakınlarının “zenginleşmesi” gibi konular üzerindedir.

Erdoğan ve Baykal’ın iki “adamı” çıkıp Kürt meselesini, 301’inci maddeyi, işkencede ölümleri, ekonomik krizin etkilerinin nasıl azaltılacağını tartışmıyor. Kavgalar hep ihale, ticari konularda siyasi nüfuz kullanılması üzerine.

Padişahlar, kimsenin “gerçek” meseleleri konuşmasını da istemez, sevmez dolayısıyla CHP’nin içinde de AKP’nin içinde de kimse gerçek meseleler üzerine düşünmek ve bir şeyler üretmek zahmetine girmez.

Padişahlar birbirlerini iyi anlarlar ve birinin yıkılmasının diğerinin de yıkılmasının yollarını açabileceğini bilir, kayıkçı kavgalarıyla durumlarını idare ederler.

DİĞER YENİ YAZILAR