Birinin oğlu askerlik görevini yaparken şehit düşmüş, diğerinin oğlu dağda vurulup düşmüş. Belki de ikisi yan yana düşmüşlerdir, hatta birbirlerini vurmuşlardır.
İkisi de delikanlılığın ilk yaşlarında, diğerinin hayatına son noktayı koymuş.
Annelerinin ikisinin de baş örtüleri aynı. Fukaralıkları da aynı. Biri bu ülkenin bir yerinde, diğeri başka bir yerinde yaşıyor, ama aynı hayatı paylaşıyorlar. Aynı hayatla birlikte aynı acıyı da paylaşıyorlar. Kaybedilmiş oğlun acısını hangi açıklama, hangi dava dindirebilir, unutturabilir?
Bir tek dava unutturabilir; “başka annelerin de yüreğinin yanmasın” davası. Başka anneler de aynı acıyı yaşadıkça onların gözlerindeki fersizlik artacak, her ölümde kendi acılarını bir kez daha yaşayacaklar.
Dava, “o annelerin gözüne tekrar fer gelsin” davasıdır. Başka annelerin de aynı acıyı yaşamamaları için küçük de olsa bir katkıda bulunmanın ışığı yüreklerini dolduracaktır.
İkisi de fukaradır. Birinin oğlu askere giderken yüreği pır pır etmiş; diğeri, oğlu dağa çıkacağını söylediğinde onu bir daha göremeyebileceğini hissetmiştir.
Onlar, acıların acılarla eşitlenemeyeceğini görmüş, anlatılanı dinlemişler ve başkalarının da gözünün feri kaçmasın diye birbirlerine beyaz tülbentler hediye etmişler.
Bu tülbentler, olmayacak gelinlerinin başını süsleyemeyecek; evlerin bir köşesinde duracak. Her bakıldığında, geride kalmış bütün diğer nesneler gibi, gencecik giden oğlu hatırlatacak.
Ama bu tülbentlerle yitirilmiş oğullar için dökülen gözyaşları silinmeyecek; tam tersine, askerden döneceği artık kesin olan oğullar uğurlanırken dökülen ve kavuşma sevincinin habercisi olan gözyaşları silinecek.
Bu tülbentler, acılara başka acılarının eklenmeyeceği günlerin simgesidir.
Beyazdır, insan masumiyetinin, saflığının, iyiliğinin rengindedir. Cenazelerdeki siyah başörtülerini sandık diplerine tıkacak tülbentlerin beyazlığı, umudun, gelecekten umudun, acıların azaldığı dünya umudunun rengidir.
O anneler kucaklaştılar, birbirlerinin acılarını paylaştılar, beyaz tülbentleri barış bayrağı olarak salladılar. Bütün anneler beyaz tülbentlerini çıkarıp onların yanında, onlarla birlikte sallasınlar.

