Haberin Devamı
Bugün sadece biz, bütün ülkemiz değil, dünya da Ankara’dan gelecek haberi bekleyecek. Anayasa Mahkemesi’nin AKP davasıyla ilgili ilk karar oturumu bugün yapılıyor.
Bu davada kararın gecikmesinin vereceği zararlar üzerinde daha önce durmuştuk. Yüksek Mahkeme üyeleri iddianameyi okudu, savunmaları dinledi, kuşkusuz içeriden ve dışarıdan gelen tepki ve yorumları da izlemişlerdir.
Kararın bugünkü oturumda çıkmaması için hiçbir neden olmadığı açıktır. Kuşkusuz ki bütün bunları izlemiş olan Anayasa Mahkemesi üyelerinin kararı oluşmuştur ve birbirlerini ikna etmeye çalışmaları gibi bir durum da beklenemez.
Bugünkü karara dışarıdan gelecek tepkiler biliniyor. Batı dünyası son seçimde yüzde 47 oy alarak iktidar olmuş bir siyasi partinin mahkeme kararıyla kapatılmasını pek anlamayacaktır.
Kapatma kararı çıksın ya da çıkmasın Batı’nın göstereceği tepkiler ve yorumlar Türkiye’de demokrasinin eksikliği üzerine kurulu olacaktır. Şunu da hatırlamamız gerekiyor ki, AKP’nin kapatılması Avrupa’da, Türkiye’yi Avrupa Birliği dışında tutmak isteyen çevrelerin elindeki önemli kozlardan biri olacaktır.
Türkiye’de “hele bir AKP kapansın sonrasına bakarız” görüşünde ısrar eden ve AKP’yle ilgili kuşkuları zirveye ulaşmış olan kesimi sadece kapatma kararı tatmin edecektir. Bu kesim, “ara çözümler”, örneğin partiye ağır cezalar verilmesi, bazı partililere siyasi yasak getirilmesi ama partinin kapatılmaması durumunda da tatmin olmayacaktır.
AKP’nin kapatılması durumunda neler olacağı da görünüyor. Bu kadro mümkün olduğu kadar az fire vererek yeni bir parti içinde faaliyete devam edecek ve büyük olasılıkla ilk seçimde, erken seçimde tekrar iktidar olacaktır. Tayyip Erdoğan’ın durumu artık bir ayrıntıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin bugün vermesi gereken kararın yönü ne olursa olsun Türkiye tarihinin önemli bir bölümüne nokta konulmuş olacaktır. Yalnız, nokta konulmuş olması önemli olsa da ne yönde konulduğunun geleceği belirleme açısından fazla bir önemi olmadığını görmek gerekir. AKP ya AKP olarak iktidarda duracak ya da başka bir isimle tekrar en güçlü iktidar adayı olacaktır.
Artık bu noktadan sonrasına bakmak gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar ne olursa olsun, Türkiye’nin farklı kesimlerinden, o kesimleri temsil etme iddiasındaki siyasi partilerden, bu noktanın öncesine bakarak sonrası için bir zihniyet farkını ortaya koymaları beklenir.
O yüzden de Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar üzerinden savaşmaya devam etmek yerine hemen yarını konuşmaya başlamak gerekiyor.

