Nokta mı, virgül mü?

Türban sorunu, dönüp dolaşıp aynı şekilde tartışıldığı sürece bir çözüme ulaşmaya imkân yok. Herkesin gözünü diktiği İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (AİHM), üniversite öğrencilerinin okullarına türbanla girebilmesinin temel insan haklarından olmadığına karar verdi

Haberin Devamı

Türban sorunu, dönüp dolaşıp aynı şekilde tartışıldığı sürece bir çözüme ulaşmaya imkân yok. Herkesin gözünü diktiği İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (AİHM), üniversite öğrencilerinin okullarına türbanla girebilmesinin temel insan haklarından olmadığına karar verdi. Bunun anlamı şu anda üniversitelerde uygulanan "türban yasağı"na en üst düzeyde hukuki onay çıkmasıdır.

Türkiye AİHM'i tanımıştır ve kararlarına uymaktadır. Bu mahkemeden çıkan kararlara göre Kıbrıs'ta kaybedilen Loizidu davası da "kabullenilmiş," çeşitli nedenlerle haksızlığa uğradıklarına karar verilen Türk vatandaşlarına hükmedilen tazminatlar da ödenmiştir.

AİHM'in daha önce verdiği kararları beğenmesek de devlet bunlara uymuş, altına imza attığı taahhütleri yerine getirmiştir.

Hiç kimse de çıkıp "Bu haksızlık, neden bu karara uyalım" dememiştir, diyememiştir. Böyle bir tepki ancak sorumsuz ve mahkemenin yapısını bilmeyen insanlardan gelebilir. Devletin üst düzeyinde görevli biyasilerin böyle bir tepki vermeye hakları yoktur.

* Türban meselesi yaklaşık 15 yıldır Türkiye'nin gündeminin baş sıralarını işgal ediyor. Bu süre içinde her şey tartışıldı: Kamu alanı... Özel alan... Dinsel sembol... Kamu görevlisi olarak hizmet veren... Kamudan hizmet alan... Din ve inanç özgürlüğü... İnancını dayatma eylemi...

Nafile hesaplar...
Bu kavramların tümü tartışıldı, ancak yine dönüp dolaşıp en başına geliyoruz. Kamuda hizmet verenle kamudan hizmet alan arasında tabii ki fark vardır ve bugünkü uygulamada bu gözetiliyor.

Ancak "türban cephesi"nin iki amacından biri, üniversite ve yüksek okul öğrencilerinin okula türbanla gelmelerinin yolunu açmak. İkincisi ise daha simgesel bir "zafer" anlamı taşıyor: Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Köşküne türbanlı hanımların girebilmesi.

Eğer 1.5 yıl sonraki cumhurbaşkanı seçiminde "türban cephesi" içinden bir kişi seçilirse, AKP sorunun bu tarafını halletmiş olduğuna inanacaktır. Ancak, bir yılbaşı davetinde ya da Cumhuriyet kutlamasında Köşk'ün büyük salonuna türbanlı siyasi ve bürokrat eşlerinin damgasını vurması sorunu asla halletmez. Tam tersine, daha da büyütür.

Aynı şekilde üniversitelerde ya da bazı "kurtarılmış" sayılan üniversitelerde türbanlı kızlarla "sembol" sakallı erkeklerin görüntünün büyük bölümünü işgal etmeleri, gövde gösterisi yapmaları da sorunu büyütecektir.

Aynı sözleri döndüre döndüre tekrarlamak, aynı önerileri bir o yandan bir bu yandan tekrarlamak, varolan durumu öneri gibi ortaya getirmekle türban sorununun içinden çıkılmayacağı ortada.

Aynı şekilde, kabul edilmiş bir uluslararası mahkemenin "bu, insan haklarını ihlal değildir" demesi üzerine celallenmekle de hiçbir yere varılamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR