Nereden çıktı “ulusal onur”

Haberin Devamı

Ankara’nın kurnazlıkları arasında biri vardır ki, hâlâ iş görmeye devam ediyor. Yukarılara çıkmış siyasiler, “ulusal” sıfatını bol bol kullanırlar, ortaya çıkan her soruna “ulusal” etiketini yapıştırmaya bayılırlar. Neye “ulusal” diyorlarsa onu “ulusal” kabul etmeye alışmış olduğumuz içindir ki biz de bu tuzağa hemen düşeriz.

Böylece o sıfatı bolca kullanan siyasiler, politikalarının yanlışlığını, cehaletlerini ve ortaya çıkan sorunun aslında bu nedenle sorun haline geldiğini bizden kolayca gizlemiş olurlar.

Bir politikaya “ulusal” etiketini yapıştırdınız mı o politikanın tartışılmasının önüne geçmiş olursunuz. Kimse çıkıp da “neden ulusal sorun olsun; bu, senin yaptığın yanlışların yarattığı bir sorun” diyemez. Çünkü kimse “hain” suçlamasıyla karşı karşıya kalmayı istemez.

***


Aslında hiç de “ulusal sorun”umuz olmayan, “ulusal onur” umuzla hiçbir ilgisi bulunmayan Ermeni tehciri meselesi de yanlış ve cahilce politikalarla işte bu hale getirildi.

Ermeni tehciri dolayısıyla yaşanan insanlık felaketini bütün dünya, pek sevdiğimiz bir Amerikalı tarihçi dışında, “soykırım” olarak kabul etmiş durumda.

Bu meselede Ankara’nın resmi tezlerinin tamamen tersine çalıştığını herhalde artık herkes anlamıştır.

Radikal Ermenilerin terör yoluyla olayı bütün dünyaya duyurmalarına karşı Ankara hiçbir şey yapamadı. ABD kongresinin filanca komisyonunda “soykırım” kararı çıkması da bu resmi politikaların tam olarak iflasını gösteriyor.

Ankara bu konuyla bütün dünyanın ilgilendiğini sanıyor, ama bizden çıkan telaşlı sesler olmasa, bu konu Amerikan basınında bugün olduğu gibi birkaç satırla bile yer almazdı.

***


O komisyonun bir oy farkla “soykırım” kararı almasını Ankara’nın şimdiki büyükleri “ulusal onurumuza saldırı” olarak niteledi.

Herhalde birileri onlara karar metnini vermiştir ve görmüş olmalıdırlar ki metinde “Türk” ya da “Türkler” veya “Türkiye” kelimeleri geçmiyor, üzerinde durulması istenen olayların Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşandığı, hatta dönemin yöneticilerinin bu nedenle idama varan cezalar aldığı da belirtiliyor.

İttihat ve Terakki’nin işlediği bir suçun çeşitli şekillerde tartışılmasının, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türklerin “ulusal onuru” ile hiçbir ilgisi olamaz ve yoktur.

Söz konusu olan, çok boyutlu bir tarihi olay, büyük bir insanlık felaketi ve dramıdır. Bunun tartışılmasının, insanların şu ya da bu fikre sahip olmalarının “ulusal onur” denilerek engellenmesi de mümkün değildir.

***


Kimi siyasiler “ulusal” sıfatını hem kendi yanlışlarını gizlemek, hem başka görüşleri engellemek için kullanırlar ama bu sözü bolca kullanmalarının bir başka nedeni de “sokağa” kendilerinin “ulusal onur”a ne kadar düşkün olduklarını göstermektir.

Ankara’nın bu klasik kurnazlığını bir kenara bırakıp gerçeklere dönersek:

1915 olaylarını Türk toplumu çok geç ve yanlış bir yolla öğrendi.

Türk toplumu Dersim’i de unutmuştu.

Tehcirden çok önce Adana’da yaşanan Ermeni kıyımını ise hiç bilmiyor.

Ama günümüzde öğrenmek, artık eskisi kadar zor değil. Soru soranları ve öğrenmek isteyenleri “ulusal sorun”, “ulusal onur” gibi büyük laflarla kandırmak da giderek güçleşiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR