Türban meselesi için AKP'nin bulduğu formülde, kamu görevlileri yani hizmet verenler "yasak" kapsamında kalacak, hizmet alanlar yani üniversite öğrencileri "yasak" kapsamından çıkarılacak...
Bu formül ilk anda üzerinde uzlaşma sağlanabilecek bir öneri olarak görülebilir.
Ancak sorun türban konusunda taviz alıp taviz vermek değildir. Bu konuda uzlaşma ve çözüm arayacak herkes olayın bir "siyasi İslamcı" eylem ve dayatma olarak başladığını hatırlamak zorundadır.
Türkiye'de başörtüsü, eşarp, türban gibi bir mesele yoktu. Bunu siyasi İslamın o dönemdeki liderleri başlattı. Amaç, üniversitede etkinlik göstermek; diğer kız öğrenciler üzerinde baskı kurma ve güç gösterisydi.
Üniversitede türban yasağı, türbanın bir "dini sembol" olarak siyasi amaçla kullanılması üzerine ortaya çıkmıştır, gerekçesi budur.
Bu ülkede başörtüsü takanlar her zaman her yere girebildi. Ama siyasi İslamın türban zorlaması sistemi bozdu.
Bu şekilde kullanımıyla türban, bir hayat tarzı seçimi olmaktan ve kişisel özgürlük alanından çıkarıldı, siyasi İslamın bir mücadele aracı oldu. Oyunu sahneye koyan da siyasi İslamdır. Sorunun kaynağı bir kenara bırakılarak uzlaşma aramak ve sonuç almak zor olacaktır.
Önce güven ortamı sağlanmalı
Sorunun kaynağına herkes aynı teşhisi koyabildiği takdirde çözüm üzerinde tartışma ve uzlaşma ortamı yaratılabilir.
Yoksa, çözüm ya da uzlaşma diye getirilen her öneri, yine siyasal İslamın "dilim taktiği" gibi görülecektir. Siyasi İslam içinde yer alan kimseler de bunu böyle görecektir: "Bugünkü koşullarda üniversite öğrencilerini kurtardık, şartlar biraz daha gelişince öğretmenleri de kurtarırız..."
Bir taraf olaya böyle baktığı sürece diğer taraftan tartışmaya girmesini, uzlaşma aramasını isteyemezsiniz.
Tartışma ve uzlaşma arayışı ancak bir güven ortamı içinde olabilir. O güven ortamı ise henüz yoktur.
Diyelim ki CHP de bu görüşe katıldı ve Meclis'te bir uzlaşma ortamına ulaşıldı. AKP'nin bir süre sonra diğer kamu görevlilerinin de türban takmasını sağlayacak yeni bir düzenleme ile gelmeyeceğinin güvencesi var mıdır?
En yakın örnek, Türk Ceza Kanunu değişirken yaratılan "zina" krizi. AKP ile CHP belli formüller üzerinde uzlaşmışken ortaya birden zina meselesi atılmış ve bizzat Başbakan işin takipçisi olmuştu. Kamuoyundan büyük tepki gelince ve konu Batı basınına taşınınca AKP erkânı geri adım atmıştı.
AKP'nin benzer zorlamalara girişmeyeceği konusunda güven vermesi için daha zamana ihtiyaç var. Türban meselesine çözüm de ancak öyle bir güvenli ortama kavuşulduğunda gündeme gelebilir.
Nerede uzlaşma?
Türban meselesi için AKP'nin bulduğu formülde, kamu görevlileri yani hizmet verenler "yasak" kapsamında kalacak, hizmet alanlar yani üniversite öğrencileri "yasak" kapsamından çıkarılacak...
Haberin Devamı

