Elif Şafak hakkında son romanı yüzünden soruşturma yapılıyor. Hasan Cemal, Murat Belge, İsmet Berkan hakkında yazılarında yargı kararını eleştirdikleri için açılan davalar sürüyor. Hrant Dink ile ilgili dava bir gidiyor bir geri geliyor. Amerikalı ünlü düşünür Noam Chomsky'nin kitabının Türkçe çevirisi nedeniyle yayıncısı ve yayına hazırlayanlar yargılanacak.
Bu davalar son dönemin utanç olaylarıdır. Bu davalar, Türkiye'yi dünya ülkelerinin ikinci sınıf listesinde tutmayı amaçlayanların alkışladığı davalardır.
Bu davalar Türkiye hakkında uygar dünyada soru işaretlerinin birbirine eklenmesini sağlayan davalardır.
Bu davalar, "Türkiye gelişmiş bir uygar ülke olamaz, Avrupa Birliği ve ileri dünya standartlarına ulaşamaz" diyenlerin ellerine çok güçlü kanıtlar veren davalardır.
Noam Chomsky'nin kendi ülkesi ABD dahil, kitaplarının, yazılarının yayınlandığı herhangi bir ülkede yargıyla sorunu olmamıştır. Chomsky'nin bir kitabının dünyada sadece Türkiye'de yargılanacak olmasının getirdiği ağır ayıbı görmeyenler bu ülkenin gerçek düşmanlarıdır.
Elif Şafak, şu anda kitapları Batı dillerine çevrilen ve büyük ilgi gören, edebiyat eleştirmenlerinin geleceğin en büyük umutlarından biri olarak nitelediği bir yazarımızdır. Bu yazarın romanında "Türklüğü aşağılama" fiili bulanların yaşamayı özledikleri dünya, Kuzey Kore'den, İran'dan, Suriye'den başka bir yer değildir.
Türkiye'yi bu ülkelerin ve diğer Orta Asya diktatörlüklerinin düzeyine düşüren bu davalara karşı herhangi bir siyasi ya da sivil toplum tepkisinin görülmemesi de ülkemiz açısından çok dramatik bir durumun ifadesidir.
Kendilerine demokrat, sosyal demokrat diyen siyasilerin bu davalara tepki göstermemeleri, bunların farkında bile olmamaları da gerçek durumlarının ifadesi olarak tarihin kayıtlarına geçmektedir.
Eğer bir araya gelen binlerce kişi Noam Chomsky'ye Türkiye adına bir özür mektubu gönderirse, Elif Şafak'ın kitabını sokaklarda satarsa, gazetecilerin duruşmalarına giderse "başka" bir Türkiye'ye doğru yola çıktığımızı hissedebiliriz.
Kendisi şiir okuduğu için hapse girdiğini sık sık tekrar eden ve bunu ülkenin utanç sahnelerinden biri olarak niteleyen siyasilerin bu davalara karşı suspus olmaları da tam bir alaturka çifte standartçılıktır. Onlara olursa demokrasi yara alır, başkalarına olursa bir şey olmaz.
Alaturka çifte standart alışkanlığı, demokrasiye inançsızlık, topluma yön verenlerin ana karakterini belirleyecekse, bu gerçekten büyük ülkenin yerinde saymaktan başka bir kaderi olamayacaktır. Gerçekten yazık.

