Neden şaşırdınız?

Haberin Devamı

Avrupa Parlamentosu‘nun Türkiye raporu, iktidar kanadında infialle karışık bir şaşkınlık uyandırdı. Dışarıdan Türkiye’ye bakanlar ve genel olarak izleyenler ne görüyorsa bu raporda onlar var.

Olumlu gelişmeler de var, şu andaki bulutlu manzara da var.

Duruma bakıldığında, görevi ülkenin AB standartları ile uyum sağlaması için çaba göstermek olan Bakan’ın da, bu raporda yer alan görüşlerin ciddiyetini kavramadığı anlaşılıyor.

***


Türkiye’nin, fikir, ifade ve basın özgürlüğü alanında karnesinde daha çok zayıf not bulunduğunu görmek için biraz bilgi sahibi olmak yeterlidir.

O kadar yeterlidir ki, bu raporun yayınlandığı gün gazete okuyanlar, İsmail Beşikçi’nin bir kitabı dolayısıyla bir kez daha hapis cezasına çarptırıldığını görmüşlerdir. Bu karardan, en çok haberi olması gereken bakan habersizse, rapora şaşıranlar habersizse diyecek bir şey yok. Varolan yanlışlara gözünü kapayıp, biri size bunları söylediği zaman “o zaten muhalif” demekle, “kasıtlı davranıyorlar” demekle ancak kendinizi kandırırsınız.

Bir siyasinin, bir sözü nedeniyle meşhur 301’inci maddeden yargılanması gündeme geldi, Bakan izin vermeyince o siyasi kurtuldu. Burada ifade özgürlüğüyle ilgili bir sorun olduğunu, 301’inci madde sorununun devam ettiğini göremiyorsanız, fikir ve ifade özgürlüğünün ne olduğunun hâlâ farkında değilsiniz demektir.

Gazeteci Nedim Şener ve gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmalarıyla ilgili olarak hâlâ kamuoyunu tatmin edecek hiçbir açıklama bulunmadığını, tam tersine “sızdırılan” her bilginin daha fazla kuşku yarattığını göremiyorsanız, öncelikle kendinizden şüphelenmeniz gerekir.

***


“Bölücü örgüt propagandası” başlığının altına konulmuş yüzlerce soruşturmayı, yargı ve tutuklamanın gerekçesinde aslında ifade özgürlüğüyle ilgili kısıtlamalar olduğunu göremiyorsanız, bayağı kuvvetli demokrasi kursu görmeniz gerekir.

Hâlen çok sayıda kitabın yargı önünde olduğunu, yüzlerce kişinin yine fikir ifade ettikleri için yurt dışında yaşamak zorunda kaldığını, yüzlerce gazetecinin inanılmaz cezalar aldığını ve almaya devam ettiğini de bilmiyorsanız, size söylenecek bir şey kalmamıştır.

Bunlar eskiden olmuyor muydu? Doğrudur, oluyordu, daha vahimleri de oluyordu. Böyle bir gerekçenin arkasına saklandığınız zaman, ülkeye o “daha kötü günleri” yaşatmış olanlarla aynı zihniyette buluşmuş olursunuz.

Avrupa Birliği standartlarını, ülkemizin en gelişmiş demokratik haklara sahip olma hakkı olduğundan ötürü istiyorsanız, durumu görmezden gelmek, eleştirilere kızmak, şaşırmak gibi bir hakkınız olamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR