Ne yapmalı?

Yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar bu konunun gündemin ana maddesi olması kaçınılmaz. Seçim tarihi yaklaştıkça da gerilim kaçınılmaz olarak artacaktır

Haberin Devamı

Yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar bu konunun gündemin ana maddesi olması kaçınılmaz. Seçim tarihi yaklaştıkça da gerilim kaçınılmaz olarak artacaktır.

Şu andaki görüntü, Türk halkının dörde bölündüğünü gösteriyor.

Soru, “Erdoğan cumhurbaşkanı olmak ister mi, olur mu” şeklinde konulduğu zaman ortaya ikisi nesnel ikisi aşırı öznel dört cevap çıkıyor:

1- Olur, çünkü bu seçim AKP’nin kazandığı ikinci seçim olacak. Demokratik sistemlerde aynı partinin üç kez seçim kazanması çok zordur. Dolayısıyla...

Erdoğan bu kez cumhurbaşkanı olmazsa bu şansı tekrar bulamayacak. Cumhurbaşkanı seçimi normal olarak 7 yıl sonra yapılacağından Erdoğan o seçimde muhalefette kalmış olacak. O sırada yapabilecekleri de bugün Baykal’ın yaptıkları olacağına göre bu seçimde cumhurbaşkanı olmak zorundadır.

***

2- Olmaz, çünkü Erdoğan’ın halk ve AKP seçmeni nezdindeki popülerliği partisininkinden fazla. Erdoğan cumhurbaşkanı olursa AKP’nin oyu düşer, hele CHP-MHP koalisyonu olursa Çankaya’da iyice yalnız ve işlevsiz kalır. Etkisiz ve hükümete söz geçiremeyen bir cumhurbaşkanı olmaktansa tam yetkili başbakan olarak kalmayı tercih eder.

3- Olamaz, çünkü halkın en azından üçte birinin siyasi İslam kökeniyle ilgili kuşkuları güçlü olarak devam ediyor. Eşinin türbanı dolayısıyla da sürekli tepkiyle karşılaşacak. Bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tavrı açık olarak belli olduğu için böyle bir gerilimli ortamı göze alamaz, cumhurbaşkanı olmak istediği halde buna cesaret edemez. Atatürk’ün koltuğunun Erdoğan’a bırakılmasına ülkenin “zinde kuvvetleri” izin vermeyecektir.

4- Olmalıdır, çünkü tabandan gelen, üst sınıf ya da bürokrasi kökenli olmayan bir kişi ilk defa Köşk’e çıkacaktır. Eşinin türbanlı olmasının bir önemi yoktur, hatta bu, Türk halkının muhafazakâr ve Müslüman kimliğini yansıtması açısından olumludur. Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesini Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması yönünde gösterirse kimsenin buna söyleyecek bir sözü olamaz.

***

Bu bölünmüş kanaatler üzerinden bir uzlaşma sağlanmasının çok zor olacağı bellidir. Çünkü Erdoğan cumhurbaşkanı olursa 3. maddedeki görüşü savunanlar büyük gürültü çıkaracak, 4. maddedeki görüşü savunanlar zafer çığlıkları atacaktır. Eğer Erdoğan aday olmazsa da 3. maddedeki görüşü savunanlar “Gördünüz mü nasıl yaptırmadık” diye gerinecek, 4. maddedeki görüşü savunanlar “gelecek sefere görüşürüz” hıncıyla köşelerinde kıvrılacaklardır.

Kararı sonuçta Tayyip Erdoğan’ın kendisi alacak ve bir “sonucu” tercih edecektir.

*****

not: Asker ve medya
Genelkurmay İletişim Dairesi’nin Türk basınıyla ilgili raporu da gizli kalmadı. Önemli bir kuruluşun basının kendisine bakışıyla ilgili bir çetele tutması aslında doğal bir durum. Ancak doğal olmayan birkaç durumu da belirtmek gerekiyor. Bazı gazete ve yazarların “askerin siyasete müdahalesine karşı açık tavır” alması aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin aleyhine değil lehine bir durumdur. Bugüne kadar bütün yaşananlar bu tür müdahalelerin, tarzı ne olursa olsun hep Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıprattığını göstermiştir.

Rapordaki bir önemli “tavır” yanlışı da “karşı tarafta” kabul edilen gazete ve gazetecilere “akreditasyon” verilmemesiyle ilgilidir. “Akreditasyon”un anlamı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin faaliyetlerini bizzat izleyebilme, toplantılara katılma izni alınmasıdır. Ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en karşı görünen gazeteci ve yazarları bile “akredite” etmesi, bütün faaliyetlere çağrılmaları ve bunları kendi gözleriyle görmelerinin sağlanması, yine Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lehine bir durumdur.

DİĞER YENİ YAZILAR