Ne oldu yani?

DEP'li milletvekilleri salındı. Dün kararın açıklandığı andan itibaren yüzlerce hukuk yorumu ekranları doldurdu

Haberin Devamı

DEP'li milletvekilleri salındı. Dün kararın açıklandığı andan itibaren yüzlerce hukuk yorumu ekranları doldurdu. Her hukukçunun ayrı bir yorumu var. Hepsi bazı yasa maddelerini arka arkaya sıralayarak bir şeyler söylüyorlar.

Yasa maddelerini ve hukuk dünyasının karanlık labirentlerini bir kenara bırakıp ne olduğunu soralım.

Gerçekten ne oldu? Bu insanlar neden tutuklandılar? Neden on yıldır hapisteler? Neden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aldığı kararla Türkiye'yi zora soktu?

Ve son soru: Bu kişiler mevcut yasa maddelerine göre salınabildiği halde neden düne kadar salınmadılar?

Bu davayla ilgili çözüm yasa maddelerinde vardı da, neden düne kadar uygulanmadı?

DEP'li dört milletvekilinin durumu Türkiye'de yargının işleyişinin sakatlığına ilişkin temel kanıtlardan biri olarak dünyanın dilindedir. Birilerinin de vicdanını sarsmak durumundadır.

İbret çizgisi!..
Bu dava Türkiye'nin karanlık günlerinin kara bir noktası olarak bugüne kadar taşındı. Neyse ki çözüldü, deyip geçemeyiz.

Çünkü bu dava Türkiye'ye çok şeylere mal oldu. Türkiye'de adalet olup olmadığı, yargının siyasetten bağımsız çalışıp çalışmadığını sorgulayanlar için en önemli örneklerden biri oldu.

DEP olayını krize dönüştüren, o günlerde "şahin" kesilmiş eski başbakan Tansu Çiller'dir. Çiller "Bask modeli" lafını edince ağır bir uyarı aldı ve herhalde "ilkelerine pek bağlı ve fikirlerinin arkasında duran bir politikacı" olduğu içindir ki tam tersine dönerek birden "en şahin" olup Türk siyasi tarihinin en tozlu köşelerinden birinde yerini almıştır. Kürt sorununa "Bask modeli" önerdikten sonra Susurlukçuları savunmaya kadar uzanan bir çizgi, bu hanımın Türkiye'ye verdiği zararların ağırlığıyla bir ibret çizgisi olarak durmaktadır.

DEP davası Türkiye'nin kendi ayağına bağladığı zincirlerden biriydi. Ve bu kararla zincirinden kurtulan, Türkiye'dir.

Gerçekten müsamere
TRT'nin ikisi Kürtçe olmak üzere beş dilde başladığı yayınlara en güzel tanımı Deniz Baykal getirdi. Bu programlar gerçekten aşırı amatör bir müsamere niteliğindedir. Üç gündür aynı haberleri vererek habercilik yapmak da tam TRT'ye uygun bir durumdur.

TRT özerk olmadığını, basit bir devlet kurumu olduğunu bu şekilde de göstermiştir. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da bu mesele tartışılırken kalkıp herkesin istediği dilde yayın hakkı olması gerektiğini kuvvetli bir şekilde söylememiş, TRT'nin bu işi yapmasının doğru olmadığını söylememiş, ancak TRT çuvalladıktan sonra konuşmuştur.

Buna da şükür.

DİĞER YENİ YAZILAR