Ne olacak bu CHP?

Seçime birkaç ay kala, sosyal demokrat ya da demokratik sol kesimde bir kargaşa hakimdi. DSP'den ayrılanların Yeni Türkiye hareketi, Kemal Derviş'in çark etmesiyle boşa düşerken Kemal Derviş'li CHP yeni ilgi odağı oldu

Haberin Devamı

Seçime birkaç ay kala, sosyal demokrat ya da demokratik sol kesimde bir kargaşa hakimdi. DSP'den ayrılanların Yeni Türkiye hareketi, Kemal Derviş'in çark etmesiyle boşa düşerken Kemal Derviş'li CHP yeni ilgi odağı oldu.
3 Kasım'a yaklaşırken AKP'den kuşku duyan kesimler için yeni kadrolarla takviye edilmiş CHP bir çekim merkezi olmaya başlamıştı.

Muhalefette "yeni tarz"
Bu dönemde bir ilginç durum ortaya çıktı. CHP'de birçok yeni ve fikri olan insan bulunmasına rağmen tek sözcü olarak Genel Başkan Deniz Baykal göründü. Kemal Derviş "şöyle bir" göründü, kayboldu. Bunun nedeni de parti kulislerinde Derviş'e sempati olduğu kadar özellikle Anadolu'da tepki olduğu biçiminde anlatıldı.
Seçim yapıldı, CHP yüzde 20'nin altında kaldı, ama tek ve ana muhalefet partisi olarak Meclis'e girdi. Bu sonuçların ardından CHP "yeni tarz" bir muhalefet yapacağını ilan etti. Bu, bundan önceki muhalefet üslupları gibi "yıkıcı" değil "yapıcı" olacaktı.

Ne yapıcı ne yıkıcı!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ana muhalefet lideri olarak dün Kıbrıs konusunda açıklama yaptı. Bundan önce de hükümet programı üzerine konuşurken, AKP'nin anayasa değişikliği girişimine karşı çıkmış ve 1982'nin "askeri anayasası "nı savunmak durumunda kalmıştı.
Kıbrıs konusundaki "CHP çıkışları" bugüne kadar yabancısı olmadığımız "bir karış toprak", "milli dava", "asla pazarlık yapılamaz" gibi idare-i maslahatçı sloganlar çerçevesinde dolaşmaktadır.
Anayasa ve Kıbrıs'a ilişkin "CHP'li tavırlara" bakıldığı zaman ne "yapıcı" ne de "yıkıcı" bir muhalefetten söz etmek mümkündür. Bunlar sadece eski dönem "klasikleri"dir. Bunlar, 40 yıldır aynı teraneleri tekrarlayarak durumlarını idare eden bazı yazarların, kısmen MHP'nin, epeyce de Genç Parti'nin kokusu sinmiş kalıplardır.

AKP denetimsiz kalabilir
CHP'nin üzerinde durduğu bir diğer konu milletvekilli dokunulmazlığıdır. Eğer bu konu ana muhalefetin tek konusu olarak kalır, AKP'nin "yakalanmış tek açığı" olarak bütün çalışma bunun üzerine kurulursa, çabuk bıktırır.
CHP'nin eskimiş kalıplarla siyaset yapmasının, tek muhalefet partisi olarak tıkız meselelere sıkışmasının sonucu "göstermelik ve etkisiz muhalefet" durumuna düşmesi olacaktır. Bu durumda da AKP hükümeti gerçekten denetimsiz kalacaktır.

Daha kötüsü de var...
CHP'nin bazı kurmayları, seçim arifesinde iktidara çok yaklaşıldığı havasındaydı. Bunun böyle olmadığı çok çabuk ortaya çıkmış olmasına rağmen böyle bir hava içine girildi. CHP asıl bunun nedenini aramak, iyi aramak ve bunu halkla paylaşmak zorundadır.
"Bunun nedenlerini biz biliyoruz, ama şimdi söyleyemeyiz" tavrı CHP'ye bir ışık görerek yanaşmış olan kitleyi partiden tekrar soğutur.
3 Kasım fırtınasından ayakta çıkan iki partiden biri CHP'dir. Ama bu, ayakta kalmanın garantisi değildir. Yenilendiğini, geliştiğini göstermeyen siyasilerin ve partilerin bir çırpıda gidebildiklerini daha 45 gün önce gördük.

DİĞER YENİ YAZILAR