Haberin Devamı
Anayasa değişebilir, YÖK Yasası da değişebilir, ama türban sorunu çözülmüş olmayacaktır, hatta çözümden biraz daha uzaklaşılacaktır.
AKP üst yönetimi türban gibi siyasal İslamın sembolü olmuş bir meseleyi bu şekilde, hem beceriksizce hem de gerilimi artırıcı bir üslupla çözmeye kalkışmanın bedelini şu anda fark etmeyebilir. Önümüzdeki yerel seçimlere de aslında tek başına girecek olması dolayısıyla alacağı oy da AKP’yi yanıltmasın, türban meselesinde kendi kendini yaralamıştır.
Türban meselesindeki “toplumsal uzlaşma” modeli bellidir. Türbanın üniversitede serbest olmasını isteyenler bu serbestliğin yayılmayacağına, türbanın siyasal İslam tarafından kullanılmayacağına ilişkin güvenceleri verecekler, herkesi buna ikna edecekler ve mesele bu şekilde bitecektir.
Oysa AKP’nin olaya dalış tarzı tam tersine sonuçlara yol açmış, AKP’nin kökenine ve “gizli amacı”na ilişkin kuşkuları olanların bu kuşkuları daha da kökleşmiş, AKP’nin izlediği ekonomik politikaları ve Avrupa Birliği hedefine bağlı demokratik reformları destekleyenlerde de soru işaretlerine yol açmıştır.
Meclis’ten anayasa ve yasa değişikliklerinin geçmesiyle birlikte sürecek olan siyasi ve hukuki tartışmalarda yargının alacağı tavır en başından bellidir. Bu da AKP açısından önemli ölçüde yıpratıcı olacaktır.
Başbakan’ın “kuvvetler ayrılığı” ile ilgili yanlış bilgileri bir yana, yargının en yüksekteki kurumlarının söz konusu değişiklikleri tartışması da AKP’nin dayanaklarını zayıflatacaktır.
Türban meselesinde AKP, aceleciliğiyle, meselenin hukuki yanına hakim olamamasıyla, kamuoyu ile ilişkisini koparmasıyla kendi siyasi yenilgisinin bütün temellerini kendi eliyle atmıştır.
AKP’nin, Tayyip Erdoğan’ın böyle bir siyasi yanlışlar zincirine kendisini bırakmasının kaynakları şu anda belli değil. Ama eğer Erdoğan bu meseleyi de kendi kişisel meselesi gibi görmek ve “ne olursa olsun yapacağım” tavrını sürdürmek eğiliminde ise hem kendi açısından hem de ülkenin geleceği açısından en yanlış yola girmiştir. Bu yolların ucunda sadece çıkmaz sokaklar vardır ve kendi kendisini en dipteki duvara sıkıştıranlar her zaman demokratik düzene de en büyük zararı vermişlerdir.

