Haberin Devamı
Necmettin Erbakan, hapse girmişti, yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştı, partileri kapatılmıştı, başbakanlıktan indirilmişti. Bunların hepsinin arkasında ya doğrudan ya da dolaylı olarak Silahlı Kuvvetler vardı.
Silahlı Kuvvetler’in üst düzey komutanlarının Erbakan’ı, ülkeyi irticanın kucağına atacak bir politikacı olarak gördüklerinden kimsenin kuşkusu olmadı. Bir komutan yüzlerine karşı bile hakaret etmişti.
Erbakan’ın vefatının ardından açıklanan Genelkurmay Başkanlığı’nın taziye mesajında “ülkeye yaptığı hizmetler”den söz edilmesi doğrusu beklenmiyordu. Protokol olarak da Genelkurmay Başkanlığı’nın eski başbakanlarının vefatının ardından taziye mesajı yayınlama geleneği de bilinmiyordu.
Cenazeye Birinci Ordu Komutanı’nın katılması, Genelkurmay’ın çelenk göndermesi de fazlasıyla dikkat çekti. O da protokol gereği ise, “komutanlar neden Cumhurbaşkanı’nın Cumhuriyet Bayramı davetlerine katılmamaya devam ediyor” sorusu da sorulacaktır.
Erbakan’ın milli görüş hareketinin Batı karşıtlığı, en başından beri solda da anti-emperyalizm açısından tartışılmıştır. Ancak milli görüş partilerinin siyasi İslam’a bağlılığı ve soldaki devletçi-laik ağırlık dolayısıyla bu tartışma fazla sürmemiştir.
Bu görüş, AKP hükümetine karşı mitingler yapılır, gazetelere darbe daveti niteliğindeki manşetler attırılırken İlhan Selçuk tarafından tekrar gündeme getirildi. AKP siyasi İslam kökeninden gelmesine rağmen Batı ile işbirliği yaptığı için “karşı-devrimci”, en muhafazakâr tarikatlar ve milli görüş ise Batı karşıtı olduğu için “devrimci cephe” içinde ele alınmalıydı.
Askeri mahallerde yapılan seminerlerin dış politika konulu olanlarında “Türkiye’nin yolunun Tahran-Moskova hattı olduğu” muvazzaf subaylar tarafından yine aynı dönemde anlatılıyordu.
En katı “laikçi” çevreler bile “Tahran-Moskova hattı” projesinin tutarlılığını sorgulamadı.
Erbakan’ı yıllarca “irticanın başı” olarak görenlerin onu daha sonra, AKP’ye ve Batı’ya karşı olduğu için “vatansever cephe”ye dahil edenlerin siyasi bir tutarlılık aramadıkları ortadadır.
Ergenekon davasından tutuklu olan Doğu Perinçek’in İşçi Partisi’nin organı Aydınlık dünden itibaren günlük gazete olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısının manşeti “Son sözü vatan” şeklindeydi. Erbakan’ın ölüm ve cenaze haberi “vatanseverliği” üzerine kuruluydu, bunun “kanıtı” da son konuşmalarından birinde “Vatan tehlikede, AKP’den kurtulun” demiş olmasıydı.
Türkiye’nin değişim sürecinde Erbakan, siyasi İslam’ı meşru siyaset içinde bağımsız bir siyasi hareket haline getirdiği için önemli bir yer tutuyor. Erbakan’ın “mürteciliği” ile “vatanseverliği” arasında gidip gelenler ise hâlâ değişime direnmeye devam ediyor.

