Muhtıra ve hükümet

Bu muhtırada iki ana konu vardır.Birincisi, laikliği zedeleyen davranışlar sıralanmakta ve hükümet bunların üzerine gitmemekle ya da korumakla suçlanmaktadır...

Haberin Devamı

Genelkurmay Başkanlığı’nın önceki gece yayınladığı metin, açıklama da değildir, bildiri de değildir. Muhtıradır.

Bu muhtırada iki ana konu vardır.

Birincisi, laikliği zedeleyen davranışlar sıralanmakta ve hükümet bunların üzerine gitmemekle ya da korumakla suçlanmaktadır.

İkinci konu, cumhurbaşkanı seçimidir. Muhtıra açık olarak “sizden bir cumhurbaşkanı istemiyoruz” demektedir.

Bu metin muhtıradır, çünkü sözü edilen konulardaki taleplerin yerine getirilmemesi durumunda açık olarak “gereğinin yapılacağı” söylenmektedir.

Hükümetin muhtıraya cevabında, ilk konuda yani anti-laik faaliyetler konusunda Cumhuriyetin temel ilkelerine uygun olarak davranıldığı, gerektiği zaman bu konularda savcıların harekete geçtikleri söylenmektedir. Yani hükümet bu suçlamayı reddetmektedir.

***

Muhtıradaki ikinci konuyla ilgili olarak Hükümet, Genelkurmay’ı Anayasa’ya aykırı davranarak yargıya müdahale etmekle suçlamaktadır. Sözcüsünün ağzından Hükümetin söylediği çok açıktır: Konu Anayasa Mahkemesi’ne gitmişken böyle bir açıklama yapılması yargıyı etkileme amacı taşımaktadır.

Hükümetin cevabında cumhurbaşkanı adayı ile ilgili bir unsur yoktur, buna karşılık “Genelkurmay Başkanlığı’nın Başbakanlığa bağlı olduğu” belirtilmektedir.

***

Genelkurmay bir muhtıra yayınlamış, Hükümet de buna cevap vermiştir. Bu aşamada hükümetin tepkisinin demokratik olduğunu kabul etmek şarttır.

Genelkurmay’ın böyle bir muhtıra vermesi, bugüne kadar defalarca karşı karşıya kaldığımız askeri müdahalelerden biridir. Demokratik sistemle yönetilen ülkelerde, hukuk devleti ilkelerinin geçerli olduğu ülkelerde bu tür askeri müdahalelerin yeri yoktur. Türkiye’de de olmamalıdır. Ancak ne yazık ki Türkiye’nin getirildiği ikili bölünme ortamında böyle bir askeri müdahale de destek görmektedir.

Merkez, merkez sol ve siyasi gerçekler
Demokrasiye “sözde” bağlılık bir yana, bir kez daha bu noktaya gelinmesinin asıl sorumlusu, siyasette en büyük başarısızlığı gösteren merkez ve merkez sol siyasetçilerdir.

AKP bugün siyaset sahnesinde rakipsiz konumdadır. CHP Genel Başkanı “yarım ağız” demokrasiden söz ederken AKP’nin ancak yarısına ulaşabilen bir halk desteğine sahip olduğunu herhalde bilmektedir.

Uzun söylevlerini “bilge” havasında veren Anavatan Genel Başkanı, seçmen desteğinin ancak yüzde 1-2’sine sahiptir. DYP Genel Başkanı demokrasi meselesinde net tavırlar almakta, ama partisinin yüzde 10’luk bir oy potansiyeline henüz ulaşamadığını bilmekte ve merkezde birleşme çabasının da suya düştüğünü görmektedir.

Bu siyasi partiler AKP karşısında bir seçenek yaratamamış, halkın kaygılarını, tepkilerini siyasete taşıyamamıştır.

Sonuç, önceki gece gelen muhtıradır.

***

Askeri müdahalelerin, muhtıraların sonuçta amaçlarına ulaşmak bir yana tam ters sonuçlar verdiğini görmek için çok gerilere gitmek de gerekmiyor.

1995’te siyasette merkez çökerken siyasal İslamın partisi iktidar ortağı olmuş ve bu koalisyon ancak “28 Şubat süreci” adı verilen bir askeri müdahale ile indirilebilmiştir. Ardından yapılan seçimlerde siyasal İslamın partisi silinmiş, ama bu partinin içinden doğan AKP, 28 Şubat sürecinden 5 yıl sonra büyük bir ağırlıkla iktidar olmuştur.

Muhtıraları tartışırken sadece bu son örneği hatırlamak bile yeterlidir. 28 Şubat 1997’de başlayan askeri müdahale Fazilet Partisi’ni iktidardan indirmiştir. Ama bu partinin içinden çıkan AKP tam 5 yıl sonra bütün diğer siyasi partilere büyük fark atmıştır.

Ve bir kez daha bugün AKP hükümeti ile Genelkurmay arasında ortaya çıkan kriz muhtıraya dönüşmüştür.

Demokratik ve laik cumhuriyeti muhtıralarla, askeri müdahaleleri kışkırtarak korumak işin en kolayına kaçmak ve Türkiye’ye yeni zararlar vermek anlamına gelir.

Önce Türkiye’nin, beynini ve vicdanını fanatizmden korumuş olan insanları bu gerçekleri açık olarak görmek durumundadır. “Bundan sonra ne olacak?” sorusunun cevabı ancak bu gerçekleri gördükten sonra sağlıklı bir cevaba kavuşabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR