Muhatap?

Haberin Devamı

Kürt siyasetçilerin uzun süredir, üzerinde ısrarla durdukları bir mesele, İmralı’da cezasını çekmekte olan Abdullah Öcalan’ın “muhatap” alınmasıdır.

Ne var ki bu “muhataplık” durumun nasıl olacağı, nasıl işleyeceği konusunda bugüne kadar herhangi bir açık öneri gelmiş değil.

“İki taraflı ateşkes” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal Silahlı Kuvvetleri ile PKK’yı bir anlamda “eşit” konumlara koyduklarını düşünenler, herhalde “muhataplık” meselesini de Başbakan ya da İçişleri Bakanı’nın İmralı’ya gidip Öcalan ile “barış görüşmesi” yapması gibi bir hayal olarak görmüyorlardır...

***


Kendimizi kandırmaya devam etmek istemiyorsak, PKK’nın bugün ana politikalarda “esas” olarak, İmralı tarafından yönlendirildiğini ve Öcalan’ın, Kürt vatandaşlarımızın önemli bir kesimi üzerinde etkin olduğunu görmek zorundayız.

Yasal siyasi partilerin yönetim kadrolarının da İmralı’dan belirlendiği biliniyor.

Son günlerde, bu açıdan önemli bir gelişme ve iddia ortaya çıktı. Buna göre, Öcalan “en azından” Ramazan ayı boyunca PKK’nın ateşkes ilan etmesi için “onay verecek.” Ancak onayını ileteceği avukatlarıyla “teknik” sorunlar öne sürülerek görüşmesi engelleniyor. İddia bu...

Kuşkusuz öyle bir iddia ortaya atıldığında “engelleme”nin kimler tarafından ve neden yapıldığını da söylemek gerekiyor.

***


“Muhataplık” ille de iki ya da birkaç kişinin karşılıklı görüşmesi demek değildir. Öcalan ve Kürt siyasetçiler Öcalan’ın “zaman içinde” farklı bir konuma gelmesi umudundaysa, bunun için de yapılacak olan; Öcalan’ın yapması gereken bellidir.

“Ramazan’da ateşkes” önerisini onaylaması beklenen Öcalan’ın ateşkesi Ramazan sonrasında da uzatmasını bekleyenlerin başında Türkiye’nin Kürt vatandaşlarının çoğunluğu bulunuyor.

Eğer Öcalan bunu yaparsa, kuşkusuz çok kişide, kan dökülmeyen bir ortama gidildiğine dair bir umut yeşerse de bu gidişin İmralı’dan yönetilmiş olmasının verdiği burukluk olacaktır.

Ancak, o burukluğu hissedenler de bu duyguyu içlerinde saklamak durumundadır, çünkü gerçekten birinci mesele, silahların susmasıdır. Yeter ki silahlar sussun ve bugün hâlâ konuşulamayan meselelerin de konuşabileceği bir ortam artık şekillenmeye başlasın.

DİĞER YENİ YAZILAR