Bir süredir aynı sorunun çeşitli unsurlarından oluşan bir tartışma alanına sıkışmış durumdayız. Yeni anayasa kısmen tartışılıyor, ama bu anayasada bulunacağı tahmin edilen türban açılımı dolayısıyla da hem türban hem Malezya hem İran modelleri tartışılıyor.
Tartışmaların birçoğu ne yazık ki kulaktan dolma bilgiler ya da bilgi kırıntıları üzerine cereyan ediyor.
Örnek, Malezya’da nasıl bir sistemin geçerli olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Bilgilerimiz gazetelerde yer alan yazılarla sınırlı. Bilgisayar sayesinde yabancı kaynaklara daha rahat ulaşabilenler belki biraz daha fazla bilgi sahibi olabilir. Ama şu anda genel olarak “Malezya modeli”nin ne olduğunu bildiğimiz söylenemez.
Aynı çerçevede sık tekrarlanan bir formül de “İran’da da böyle geçiş yapıldı” benzeri bir cümlenin tekrarından ibaret. Yine aynı şekilde İran’da bugünkü düzene hangi koşullarda geçildiğini ve İran’daki yasal düzeni doğru dürüst bildiğimiz söylenemez.
CHP halen kendisini Atatürkçü ve sosyal demokrat olarak niteleyen ana muhalefet partisi. Gerçi bu iki sıfatı da kendisine yakıştırması tartışmalıdır, ama eninde sonunda ana muhalefet partisi.
Bir süredir, bütün medyada ve toplumda alabildiğine sert yaşanan tartışmalar sanki CHP’yi hiç ilgilendirmiyormuş gibi görünüyor. Çünkü kendisini en sağlam şekilde bu tartışmaların dışında tutuyor, hangi nedenle olduğu bilinmez bir tarzda suskun puskun duruyor.
Kendisini Cumhuriyetin sahibi olarak görme cesaretine sahip olan, üstelik sosyal demokrat olduğunu düşünen hem de Sosyalist Enternasonal üyesi bir ana muhalefet partisinin böyle bir ortamda yapacağı, yapması gereken birkaç görev vardır.
Bunlardan biri Malezya modeli ve İran’daki geçiş süreci üzerine toplumu tam aydınlatmaya çalışmaktır. Bu partinin mensubu olan bilim insanları vardır, doktora yapmışlar vardır, hatta adına bilim kurulu denilen kurullar vardır. Herhalde toplumu aydınlatacak çalışmalar yapabilecek durumdadırlar. CHP’de böyle bir faaliyet olduğuna, faaliyet bir yana, merak ya da kaygı olduğuna ilişkin bir işaret görülmüyor.
Henüz asıl metni ortaya çıkmamış bir anayasa üzerine de doğru yanlış ama heyecanlı bir tartışma yürüyor. Bir ana muhalefet partisi tabii ki Meclis’e gelecek metni bekleyebilir, erken spekülasyonlara girişmeyebilir. Ancak tavrını topluma açıklamak durumundadır. Bu açıklamanın bir işlevi de, yeni anayasada yer alması ve almaması gereken konularla ilgili olarak partinin “olmazsa olmazlar” listesini kamuoyuna sunmak suretiyle tartışmaya yön vermek olacaktır.
Bunlar kendisine Atatürkçü ve sosyal demokrat diyen bir ana muhalefet partisinin mutlaka yapması gereken işlerdir, “olmazsa olmaz” lardır. CHP bunları yapmadığı için de “yok”tur.

