Milli Eğitim Bakanlığı'nın, temel eğitim programlarıyla ilgili son girişimi çok önemlidir. Ders programlarının, içeriklerinin çağdaş eğitim düzeyinin çok gerisinde kaldığını bilmek için eğitim uzmanı olmaya gerek yok.
Lise ve üniversite sınavlarına katılan binlerce öğrencinin "sıfır çekme" aşamasında oluşunun başka bir açıklaması yoktur.
Temel ve orta öğretimdeki ders programlarının kaba ezbere dayandığı, genç insanların düşünme, tartışma ve öğrenme yeteneklerini geliştirmediğini uzmanlar, hatta Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri de belirtmektedir.
"Müfredat" değişikliği elbette önemlidir. Ama onun kadar önemli olan daha başka "temel" konular da vardır.
Önce öğretenler, eğitenler...
Bunlardan biri Türkçe öğretimindeki başarısızlıktır. Üç yüz kelime ile konuşan, çok basit metinler dışında bir şey okumayan, okuyamayan insanlar çoğaldıkça toplumsal gerilik kader olur.
1940'lı, 50'li yılların ders kitapları ile bugünkü ders kitaplarını karşılaştıran herkes eğitimde yaşanan gerilemeyi gözleriyle görecektir.
* Ne yazık ki, genç insanları eğitmekle görevli olanların, öğretmenlerin iyi yetiştiğini de kimse iddia edememektedir. Bu da büyük bir eşitsizliğe yol açmaktadır.
* Ülkenin bazı okullarında iyi yetişmiş öğretmenler çalışmaktadır, bazı okullarında ise kendileri temel eğitime muhtaç öğretmenler çalışmaktadır.
Fedakârca çalışan on binlerce öğretmen alınmasın ama, gerçek budur.
Sonuç devasa bir eğitim uçurumudur. Bugün ülkemizde bazı okullar, dünyanın en gelişmiş eğitim kurumlarıyla rekabet edecek düzeyde eğitim verebilmektedir. Buna karşılık binlerce okulda ancak biraz okuma ve yazma öğrenebilen on binlerce çocuk okumaktadır.
* Milli Eğitim Bakanlığı'nın işe "müfredat reformu" ile başlaması ne kadar yerinde ise iyi yetişmiş öğretim elemanı meselesinin çözümü de aynı derecede önemlidir.
Hedef, okuyan, düşünen, tartışan, dolayısıyla sürekli olarak kendilerini geliştirebilen eğitmenler ve eğitilenler olmak zorundadır.
Türkiye'nin genç nüfusa sahip oluşu, ancak böyle bir eğitimin temelleri atıldığı zaman bir anlam kazanacaktır. Yoksa yarım ya da az eğitimli milyonların ne kendilerine ne toplumlarına bir yararı olabilir.
"Binde bir"ler hep burada
İki tren çarpıştı, yine ölüler, yaralılar!.. Yetkililerin söylediğine göre sorun sinyalizasyon hatasından meydana gelmiş. Diyorlar ki: Bu olur, ama binde bir olur...
Evet o "binde bir" ya Hindistan'da oluyor ya da Türkiye'de oluyor. Ya da üst üste burada oluyor.
Bu "binde bir"lerin hep burada olmasının nedenlerini biliyoruz, ama bilmezden geliyoruz. Biz bilmezden geldikçe o "binde bir"ler bizde olmaya devam edecektir.
Müfredat tek başına yeter mi?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın, temel eğitim programlarıyla ilgili son girişimi çok önemlidir. Ders programlarının, içeriklerinin çağdaş eğitim düzeyinin çok gerisinde kaldığını bilmek için eğitim uzmanı olmaya gerek yok
Haberin Devamı

