Haberin Devamı
Tamahkârlığın nasıl insanın gözünü kör, kulağını sağır ettiğini Mevlânâ bir hikâyesinde şöyle anlatıyor.
Bir müflis adam varmış. Çalışmadan, bedavaya getirerek yaşamak uğruna etrafına yapmadığını bırakmamış. Sonunda zindana düşmüş.
Ama zindanda da rahat durmazmış; her gün bin türlü bahane uydurup mahpusların yemeklerini yer, eşyalarını kullanırmış. Öyle ki biri çıkarıp bir lokma bir şey yemeye kalksa hamle edip ucundan bir parça koparır ağzına atarmış.
Zindandaki mahpuslar, canlarına tak edince kadının vekiline çıkmış ve demişler ki:
"Hemen selamımızı kadıya götür, bu aşağılık adamdan incindiğimizi, yıldığımızı söyle. O boşboğaz, gözü doymaz, obur ve muzır herif, kötü huyu yüzünden tıpkı bir sinek gibi çağırılmadan, selamsız sabahsız her yemeğe konuyor. Altmış kişinin yemeği ona yetmiyor. Sofraya oturdu mu bin bir hile yapıyor, zindandakilere bir lokma olsun kalmıyor. Ya bu sığır zindandan defolup gitsin yahut da doyması için vakıftan ona maaş bağlansın..."
Vekili, şikâyeti kadıya aktarmış. Kadı durumu incelemiş, sonra müflisi zindandan getirtmiş ve kararını açıklamış:
"Tellalı çağırın bu adamı bütün şehirde dolaştırsın. Bu adam müflistir, dolandırıcıdır diye bağırsın. Kimse ona veresiye bir şey satmasın, kimse ona bir mangır bile borç vermesin. Birisi hilesine kanar, canı yanıp da dava etmeye kalkışırsa bu adamı tekrar zindana atmam, ona göre..."
Tellal müflisi almış, yola koyulmuş. Biraz sonra yanında devesiyle bir deveciye rastlamışlar. Tellal, herkes daha iyi görebilsin diye müflisi deveye bindirmiş ve başlamış bağırmaya:
"Bu adam müflistir, dolandırıcıdır... Kimse sözüne inanmasın, kimse ona borç vermesin... Borç verir para kaptırırsa da şikâyetçi olmasın... Duyduk duymadık demeyin..."
Bu şekilde şehri defalarca dolaşmışlar. Tellal, herkesin dolandırıcı müflisi gözleriyle görmesini, tanımasını sağlamış.
Bu arada deveci kendi kendine geçen saati hesaplar, kaç para isteyeceğini düşünür, düşündükçe de isteyeceği miktarı artırırmış. Öğle saatlerinde "bir altın istesem" derken akşama doğru, "en az bir kese!" diye düşünür olmuş.
Sonunda güneş batarken tellal müflis ile deveciyi şehrin meydanında bırakıp gitmiş. Müflis de deveden inmiş, yoluna gidecekken deveci kolundan tutmuş, "para?" demiş...
"Ne parası" demiş müflis. "Saatlerdir devemin üzerinde gezip duruyorsun, para vermeden gidemezsin. Paran yoksa da bir şey ver, arpa ver..."
Müflis gülmeye başlamış: "Saatlerdir tellal ne bağırdı durdu, duymadın mı be adam... Tamah senin kulağını tıkamış, gözünü mühürlemiş. Şimdi hemen savul git, yoksa deveni de alıveririm elinden..."

