Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesi, bir “ric’at”, çekilme kabinesidir. Çekilme alanı da Milli Görüş’tür. Bülent Arınç’ın hükümetin “ikinci adam”ı sıfatını alması çekilmenin açık kanıtıdır.
Yeni kabinenin oluşumundan çıkan birkaç net sonuç var. Bunlardan birincisi ekonomi yönetiminin yapılanmasının tümüyle değişmesidir.
Ekonomi koordinasyonu ile görevli bakanın gitmesi ve yönetim yapılanmasının tümüyle değişmesi ekonominin iyi yönetilmediğini, krizin iyi yönetilmediğini Başbakan’ın nihayet kabul ettiğini gösteriyor.
Dış ticaretten sorumlu bakanın da kabine dışında kalması, yine ekonominin yönetimiyle ilgili şikâyetlerin etkisini işaret ediyor.
Yeni kabineden çıkan bir diğer sonuç da, Başbakan’ın 29 Mart seçim sonuçlarının “ağırlığını” taşımaya devam ettiğidir. Bazı bakanların seçim bölgelerinde aldıkları sonuç Başbakan’ı tatmin etmemiş ve bu bakanlar koltuklarını kaybetmişlerdir. Adalet Bakanı’nın değişmesi de anlaşılan bu ruh halinin sonucudur. Çünkü eski Adalet Bakanı “kritik” konularda partisini korumak için kendi kariyerini ve inandırıcılığını tehlikeye atmış bir siyasetçidir.
Bütün bunlarla birlikte, kabine değişikliğine damgasını vuran ana “saik”in, başta Arınç olmak üzere, Erdoğan’ın “Milli Görüş” kökenli bakan sayısını ciddi şekilde artırma düşüncesi olduğu görülüyor.
Bu “dönüş” manevrası Erdoğan’ın Saadet Partisi’nin rekabetini ciddiye aldığı, gelecek seçim için daha da tehlikeli gördüğü kanaatini besleyebilir.
Ancak AKP’nin yapılanmasıyla ilgili bir başka temel konu da son dönemde “sorun” olarak ortaya çıktı.
Bu, pek konuşulmayan, hakkında neredeyse hiç yazılıp çizilmeyen, üzerinde pek durulmayan bir sorun.
AKP’nin kuruluşuyla birlikte, kendisini Saadet Partisi ve siyasi İslam kökenli diğer partilerle özdeşleştirmek istemeyen “Fethullah Gülen cemaati” bütün gücüyle AKP’nin içinde ve yanında oldu. Bu cemaat, özellikle yayıncılık alanında gösterdiği ilerlemelerle ve neredeyse kayıtsız şartsız Erdoğan’ın yanında yer almakla, giderek AKP içinde ve Erdoğan’ın üzerinde daha etkin hale geldi.
Son kabine değişikliğiyle Erdoğan, hükümetteki “Milli Görüş” kökenli bakanların sayısını artırarak parti içinde yeni bir denge oluşturmuş bulunuyor.
Erdoğan’ın “Milli Görüş’e dönüş” atağına Fethullah Gülen cemaatinden gelecek tepkiyi önümüzdeki günlerde görebiliriz de görmeyebiliriz de; cemaat Erdoğan’ın dönüşünü makul bir siyasi dengeleme manevrası olarak da görebilir, kendisinin itilmesi olarak da görebilir.
AKP’nin siyasal İslam’dan devraldığı bir gelenek de hiçbir tartışmanın açık olarak yapılmamasıdır. Fethullah Gülen cemaati ile Milli Görüşçüler arasında çoktan bir çatışma başlamış olabilir ve bizim de bundan haberimiz olmayabilir.
Eğer AKP içindeki rekabet iddiaları doğrulanırsa gelecek genel seçimde Erdoğan’ın işi, bugüne kadarki tahminlerde dile getirilenden daha zor olacaktır.

