Haberin Devamı
Sigara yasağı ile tütün ve alkollü içecekler yönetmeliğinin “esası”na kimse karşı çıkmadı. Sigara içmeyenlerin sigara tüketiminin zararlarından korunmasının sağlanmasına, gençlerin çocukların sigara ve alkollü içeceklerden uzak tutulmasına kimsenin itiraz etmesi de söz konusu olamaz.
Ama hâlen “hayat tarzına müdahale”, yetişkinlerin kendi seçimlerine ve yaşama şekillerine müdahale kuşkusu taşınıyorsa, kuşkunun nedenlerini anlamak için bu düzenlemelerin içeriğine bakmak yeterlidir.
Sigara yasağında, yasakların en şiddetli olduğu Amerika’nın neredeyse otuz yılda gelmiş olduğu bir noktaya hemen gelinmesinin istendiği anlaşılıyor. Batılı ülkelerin tümünde sigarayla ilgili kısıtlamalar var, ama aynı zamanda hiçbirinde sigara içenlere “düşman” muamelesi yapılmıyor. Şöyle yapılmıyor; her ülkede bu kişilere de soluk alma, dumanlı soluk alma alanları bırakılıyor. “Makul” olan yolda içenler de içmeyenler de anlaşıyor.
Sigara yasağında, hiçbir “gelişmiş” diye nitelediğimiz ülkede olmayan, en ayıp uygulamalardan biri olan “ekranda sigara buzlama” sadece bizde var. Böyle bir uygulama ABD’de de yok. Belki ne rejimlerine ne de yöneticilerine sempati duyacağımız bazı “geri” ülkelerde vardır...
Sıkı bir sigara yasağı düzeni kurulur kurulmaz hemen yeni yasal düzenlemeler getirilmeye kalkışılması, “üç taraf açık ve çatı açık olacak”, “şu kadar metre ve santimetre duvar varsa kapalı sayılır” gibi abuk sabuk ve sigara içmeyenlerle gençleri korumakla ilgisi olmayan kurallar getirilmeye kalkışılması tabii ki “mide bulantısı” yaratacaktır.
Alkollü içki yönetmeliğinin içeriğindeki “abartmalar” da aynı şekilde mide bulandırıcıdır. Davetlerde, eğer kiralanan mekânın ruhsatı yoksa konuklara alkollü içki sunulamamasının mantığını açıklamak mümkün değildir. Davet sahibi o mekânı kiralamıştır ve konuklarıyla arasındaki ilişkiye, konuklarına ne sunacağına “devlet” karışamaz. Aynı şey hediye paketleri için de geçerlidir. Bir yetişkinin ya da “bağımsız” bir kurumun kime ne hediye göndereceğine devletin, yasaların, yönetmeliklerin karışmasının bir adı vardır. O adı da birileri, “ben teminatım” diyenlere söylesin.
Bu yönetmeliği hazırlayanlar, alkollü içki satış izni olan bir lokantaya gidenlerin “aaa bak burada şarap varmış hadi içelim” deyip de alkollü içki içtiğini sanıyorlarmış ki, lokantalarda her türlü alkollü içki teşhirini yasakladılar. Ne kadar gülünç olduklarının kendilerine farkında değillerdir, ama onlara da, bu akılları onlara verenlere de birileri bunu söylemeli.
Bu gibi örneklere bakıldığında, sigaranın ve alkollü içeceklerin zararlı etkilerinden, tüketmeyenleri ve gençleri koruma amacının ötesinde, çok açık bir “düşmanca” tavır görülüyor.
İnsanlar bu tavrı gördükleri için korkuyor ve sigara olayında olduğu gibi, “bunun da arkası gelecek” diye düşünüyorlar. İnsanların mideleri o yüzden bulanıyor. Bu bulantıları, bu korkuları ortadan kaldırmak zor değil. Düşman gibi görmemek, düşman gibi davranmamak yeterli.

