MGK ne zaman sorun oldu?

Milli Güvenlik Kurulu'nün bugünkü yapısıyla oluşturulmuş olmasının bir tek nedeni vardır

Haberin Devamı

Milli Güvenlik Kurulu'nün bugünkü yapısıyla oluşturulmuş olmasının bir tek nedeni vardır: Temel meselelerde sivil siyasilerin alacakları kararlara güvensizlik ve doğru kararlar alınmış olsa da bunların uygulamasında yaşanacak zaaflara karşı tedbir almak. Milli Güvenlik Kurulu bu temel kaygı nedeniyle bir tür "paralel icra organı" olarak yapılanmıştır. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nin yetki ve imkânları geniş tutulmuştur. Bu imkânlar sayesinde MGK Genel Sekreteri, hükümetin ilgili bakanının ya da Başbakan'ın yapacağı herhangi bir çalışmanın aynısını yapabilir. Bu yapısıyla MGK, sivil hükümetlerin üzerinde bir tür "yarı askeri denetim" işlevine sahiptir. Ve bu yapı içinde Genel Sekreter'in asker ya da sivil olması son derece ikincil bir konudur. Genel Sekreter sivil de olsa, yerine getirmek zorunda olduğu fonksiyon dolayısıyla belli bir yapı ve donanıma sahip bir kişi olması gerekecektir. Yasaların verdiği yetki ve imkânları kullandığı zaman da aynı fonksiyon yerine gelmiş olur.

Erbakan'la birlikte...
Milli Güvenlik Kurulu, bu yapısına rağmen yıllarca arka planda kalmış ve sivil hükümetlerle önemli bir sorun yaşanmamıştır. Çiller'in desteğiyle Erbakan'ın başbakan olması, bu sakin çalışma düzenini bozmuştur. Erbakan'ın başbakanlığıyla birlikte Milli Güvenlik Kurulu, bütün yapısıyla "tehlikeye karşı" tedbir almaya başlamıştır. Bu da bir tür asker-sivil çelişkisinin zeminini oluşturmuştur. Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı ve bütün çalışmaları sivil hükümetlerin ya da yetkililerin atacağı yanlış adımlar ya da Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine zarar verebilecek faaliyetlerde bulunması ihtimalleri üzerine kuruludur. Kendinden kuşkulanmayan herhangi bir hükümet ya da yetkilinin durup dururken MGK ile "karşı karşıya kalması" diye bir sorunun ortaya çıkması doğal olarak mümkün değildir. Ama bu da MGK'nın bir tür "vesayet" kurumu olduğu gerçeğini değiştirmez. Bugünkü AKP hükümeti de "irticacı kadrolaşma" kuşkusunun dışında kalmış değildir. MGK Genel Sekreterliği'nin temel çalışma alanlarından birinin bu olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla bugün AKP hükümeti ile MGK arasında "rahat" bir ilişki bulunduğunu söylemek güçtür.

Bu mesele de çözülür
Bu kuşkulu ilişkinin normale dönebilmesi için daha çok zaman ve uygulamaya ihtiyaç vardır. Eğer AKP anlamsız zorlamalara (TRT Genel Müdürlüğü meselesinde olduğu gibi) girişmezse güven ilişkisinin kurulması kuşkusuz daha kolay olacaktır. Milli Güvenlik Kurulu'nun bugünkü yapısının dayandığı kanunu değiştirmek de tek başına da AKP'nin başarabileceği bir iş değildir. Bu önemli değişikliğin yapılabilmesi için de daha geniş bir toplumsal destek gerekir. Avrupa Birliği uyum yasalarının sonuncusu, gündeme kaçınılmaz olarak MGK'yı getirecektir. Hiçbir demokratik ülkede bizdeki yapıya sahip bir MGK bulunmamaktadır. Sonuçta bu geçişin yapılması da kaçınılmazdır. Önemli olan, bu meselenin de açık bir şekilde konuşularak, toplumsal hassasiyetlere özen gösterilerek ve kuşku bulutlarının karşılıklı olarak dağıtılmasıyla çözümlenmesidir.

DİĞER YENİ YAZILAR