Meşru bir tepki

Haberin Devamı

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Susurluk çetesinin devlet içindeki bağlantılarını araştırmaya kalkıştığı zaman asker kişileri getirtememişti. Gelmeyişlerinin taşıdığı mesaj “bizim ne ilgimiz var” değil, “size ne” idi. Anlamakta güçlük çekenler için de aynı tavır çeşitli şekillerde vurgulandı.

Katiller devlet koruması altına alınıyor, cinayetler işleniyor, ama Meclis bu ilişkileri araştırmak istediğinde “siz karışamazsınız” denilebiliyordu.

Balyoz davası dolayısıyla, aralarında en üst düzey komutanların da bulunduğu 163 muvazzaf ve emekli subayın tutuklanması Susurluk’tan bu yana geçen yıllarda toplumsal iradedeki değişimini gösteriyor.

***


Balyoz davası, esas olarak İstanbul’daki bir seminere dayanıyor. Bu seminerin yapıldığı dönemde Silahlı Kuvvetler’in üst düzeyinde bir hareketlenme ortaya çıkmıştır. Ülkenin bir kez daha “kötüye gittiğine“ inanmış bazı asker kişiler kötüye gidişe ne şekilde dur denileceğini tartışmaktadır.

Bu faaliyetlerin, planlamaların hangilerinin “darbe hazırlığı” kapsamında olduğu, olay yargı önünde olmasına rağmen tartışılmaya devam ediyor. Şu anda tutuklu bulunan bazı emekli askerlerin “meşruiyet” kavramının altını çizerek bir “siyasi duruş” çabası içinde oldukları da görülüyor.

***


Balyoz davasının kanıtları arasında yer alan bazı belgelerle ilgili olarak da birçok soru işareti ortaya çıktı. O soru işaretleri de yargı süreci içinde aydınlanacaktır, en azından aydınlanması umut edilmektedir.

Ancak davanın ana konusu olan seminere katılan neredeyse tüm subayların “sanık” olarak görülmesi başka bir rahatsızlık konusudur. Emir komuta zinciri içinde seminere çağırılmış, bazı basit görevler yapması istenmiş olanlarla “durumdan vazife çıkarmış” olanlar arasında bir ayırım yapılmadığı görüntüsü vardır.

Genelkurmay Başkanlığı‘nın bu davayla ilgili son açıklaması da bunun üzerinde duruyor. Bir seminerin kapsamının başka bir alana kaydırılması faaliyetini yürütenlerle, bu seminere görevleri gereği katılmış olanların aynı suçlamalara muhatap olmalarının Silahlı Kuvvetler içinde ve her kademede rahatsızlık yaratması doğaldır.

Genelkurmay’ın açıklamasında “seminer”in kendisiyle ilgili madde bu ayrımın yapılmamış olmasına dikkat çekmektedir.

***


“Ergenekon” davalarının, Balyoz davasında olduğu gibi, bazılarının sınırlarının çizilmesinde açık sorunlar vardır. Bu sorun dolayısıyla, “tutukluluk” durumu da ciddi bir sıkıntı olmuştur.

Ana dava siyasidir ve çevresinde silahların, bombaların, cinayetlerin, tehditlerin, ölüm listelerinin bulunduğu davalar vardır. Davaların tümünün sınırlarının doğru çizilmemesi, olayın esasını gizlemek çabası içinde olanların elinde koz oluyor.

Genelkurmay’ın açıklaması da bu davalar ve yürütülme tarzlarına verilmesi gereken ayarın yönünü gösteriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR