Medyanın iki suçu

Haberin Devamı

Medya geçtiğimiz günlerde iki “suç” işledi. Ama bunlar Başbakan’ın iddia ettiği suçlardan değil. Örneğin Başbakan medyanın geçen hafta, Van’daki kendi toplantısını daha küçük, gösterileri daha büyük vermesini eleştirmişti. Burada medyanın tercihi doğrudur. Çünkü asıl haber o gösterilerdi.

Medya birinci suçu Hüseyin Üzmez olayında işledi. Suçun, büyük bölümü de televizyonlara ait. Birkaç televizyon kanalı arka arkaya Hüseyin Üzmez’i ekrana çıkardı. Bu şahıs, karşısındaki soru soranlardan daha hazırlıklı olduğu için kendisini rahatlıkla savundu. Hem de öyle savundu ki, zinayla ilgili dini referansları da yalan yanlış olsa bile ekranlarda milyonlarca kişiye anlatma imkânı buldu.

* Herkesin söz hakkı olması ile suçlu ve hasta kişilerin ekranlarda abuk sabuk konuşması aynı şey değildir. Hüseyin Üzmez, küçük çocuğa cinsel taciz gibi ağır bir suçtan yargılanıyor. Böyle bir insanlık suçu işlemiş kişiyi ekrana çıkartmak, ona mikrofon uzatmak da gazetecilik değildir. Bu şahıs karşısındaki soru soranları alt etmekle kalmadı elli yıl önce işlediği suçla, gazeteci vurmasıyla da övündü.

Yapılanın ne basın özgürlüğüyle, ne haber verme ve haber alma hakkıyla bir ilgisi vardır. Mesleğinin işlevini tam olarak kavramamış olmakla ilgili bir yanlıştan ibarettir.

***

Medyanın ikinci suçu da Başbakan Erdoğan’ın göstericilere pompalı tüfekle ateş eden şahsı haklı bulmasıyla ilgili.

Erdoğan’ın hem etik açıdan hem yönetici zaafı açısından hem de hukuk açısından suç olan sözleri üzerine medyanın ağır bir görev ihmali oldu.

* Başbakan “pompalı savunması”yla ilgili sözlerini akşamüstü saatlerinde söyledi. Ertesi günkü 11 gazetenin 7’sinin birinci sayfasında “pompalı” haberi yoktu. Bu 7 gazetenin 5’i AKP’ye yakın olarak bilinen gazetelerdir, diğer ikisi de Radikal ve Cumhuriyet gazeteleridir.

“Pompalı” haberini Hürriyet manşetten duyurdu, ama bu sözün anlamını ve nereye gideceğini söylemedi. Vatan ve Taraf da haberi “soğuk” verdi. Milliyet ise haberin üst başlığında “Erdoğan’dan tartışma yaratacak sözler” ifadesini kullanarak “mahcup” bir yönlendirmeye gitti.

***

Pek imrendiğimiz Batı basınında, hangi ülkede olursa olsun, başbakan böyle bir söz sarfettiğinde, hangi eğilimde olursa olsun bütün medya bu sözün yanlışlığını, yol açabileceği korkunç sonuçları kamuoyuna duyurma ve uyarma görevini yerine getirir.

Bizim medyamız bu görevini bir gün gecikmeyle ve zayıf bir şekilde yerine getirmeye çalıştı.

Şu anda AKP’ye yakın duran ve kendisini “demokrat” olarak niteleyen yayın organlarında ikinci gün bile herhangi bir eleştiri ya da uyarının yer almaması ise onların suçunu katmerli hale getirdi.

* “Ben demokratım” demekle demokrat olunmaz, demokratlığın kuralları yerine getirilerek demokrat olunur. Başbakan’ın pompalı savunmasını görmezden gelenler acaba yarın birileri göstericilere saldırdığında Başbakan’ı ve kendi yarım demokratlıklarını hatırlayacaklar mıdır?

DİĞER YENİ YAZILAR