Medyacı devlet

Türkiye yirmi yıldır özelleştirme yapmak için uğraşırken, hayatın gerçekleri çok büyük devletleştirmeler yapılmasına yol açtı. Devlet elindeki atıl kuruluşları satamadı, para edecek kuruluşları satamadı, birçok para kazanması mümkün olmayan kuruluş üzerinde kaldı

Haberin Devamı

Türkiye yirmi yıldır özelleştirme yapmak için uğraşırken, hayatın gerçekleri çok büyük devletleştirmeler yapılmasına yol açtı. Devlet elindeki atıl kuruluşları satamadı, para edecek kuruluşları satamadı, birçok para kazanması mümkün olmayan kuruluş üzerinde kaldı.

Son dönemde devletin batık banka alacaklarını tahsil etmek amacıyla yaptığı el koymalar sonucunda çok sayıda yayın kuruluşu da devletin eline geçti. Uzan grubu ve Erol Aksoy'un el konulan şirketleri arasında gazeteler, televizyon kanalları, radyolar ve dergiler bulunmaktadır.

* Söz konusu yayın kuruluşlarının devletin elinde olmasının sakıncalarından biri hemen ortaya çıkmıştır. Bu gazetelerden birinde hemen her gün Başbakan'ın en az beş fotoğrafı yer almaktadır. Bazı günler fotoğraf adedi 8'e çıkmaktadır. Başbakan'ın her faaliyeti ayrı ve uzun bir haber konusu olmaktadır. Bu, kimilerine göre kaçınılmazdır. "Ne var yani" denebilir, "öteki gazetelerde kendi yöneticilerinin fotoğrafları yer alıyor, devletin gazetelerinde de devlet büyüklerinin fotoğrafları çıkar..." Tabii böylesi kıyaslamalar, medyanın ne olduğunu, işlevini ve görevlerini bilmeyenlerin kıraathane sohbeti türünden sohbetlerinde yapılabilir. Ama ne yazık ki bu meseleleri bilmesi gerekenler tarafından yapılmaktadır.

Gerçekte niyet nedir?
Sadece medya kuruluşları değil, devlet şu anda başka bir grubun çok önemli bir kültür kuruluşunun da dolaylı olarak patronu konumundadır. Çukurova grubunun en önemli hizmeti olan Yapı Kredi Kültür, Yayıncılık şirketi de gerçekte devletin kontrolüne geçmiştir.

Bugün "devlette" görevli ya da siyasi iktidarda etkili bazı kişiler bunca önemli yayın kuruluşunun elden çıkarılması için acele edilmemesini savunuyor olabilirler. Nitekim Uzan grubunun telefon şirketi sürekli konuşulmakta ama gazete ve televizyonlardan pek az söz edilmektedir. Devletin bir an önce elinden çıkarmakla yükümlü olduğu kuruluşlar asıl bunlardır.

* Devlet birçok başka işi yapamayacağı gibi hiçbir şekilde medya patronluğu yapamaz, kitap ve dergi yayıncılığı hiç yapamaz.

Üstelik, yayın kuruluşlarının değer ve fiyatlarının belirlenmesi, telefon şirketlerine, bankalara göre çok daha kolaydır. Yayın kuruluşlarının satışı ya da devri konusunda oyalanmak ise bir tek anlama gelir: Yayın kuruluşlarından siyasi amaçlarla yararlanma isteği. Bu da gerçekte yine devlete bir maliyet yüklenmesi demektir. Çünkü devlet elinde kalan ve dar siyasi yayıncılık yapan bu kuruluşlar sürekli olarak değer kaybetmeye mahkûmdur.

DİĞER YENİ YAZILAR