Medya etkisi ve korkusu

Bir olay anlatılırken söylenen, "gazete yazdı" sözünün doğruluk garantisi sayıldığı günlerden elbette epeyce uzaktayız

Haberin Devamı

Bir olay anlatılırken söylenen, "gazete yazdı" sözünün doğruluk garantisi sayıldığı günlerden elbette epeyce uzaktayız. Elbette herhangi bir nedenle yayın organlarının silah, kimi gazetecilerin tetikçi olarak kullanılması hepimizi ve sektörümüzü çok yaraladı. Ama bu, gazetelerin herhangi bir farklı güdüyle değil, gazetecilik görevi gereği verdikleri haber ve yorumların dikkate alınmaması için bir gerekçe olamaz. Örneklerle bakalım:

* Bir gazetemiz; etkili ve önemli olan ve öyle olması gereken bir gazetemiz, kaçak inşaatla ilgili herkesin gözü önünde gerçekleşen bir olayı haber yapıyor, fotoğraf basıyor. Hemen harekete geçmesi gereken kamu görevlilerinden hiçbiri kıpırdamadığı gibi olayın sanıkları, bir şey olmamış gibi işe devam edebiliyorlar.
Bu haberin üzerine harekete geçmeyen kamu görevlilerinin "efendim medya da çok cılkını çıkardı" gibi bahanelerin arkasına saklanmaya haklan yoktur. Eğer o kaçak inşaat haberi doğru değilse de yetkili kişi kamuoyunu bu konuda bilgilendirmekle yükümlüdür.

* Ulaştırma Bakanı'nın oğluyla ilgili haberler hiçbir yalanlamaya meydan bırakmayacak kanıt ve belgelerle yayınlandı. Başbakan, bakanını kurtarmak uğruna "benden bir şey istediler, yapmadım diye saldırdılar" dedi. Kuşkusuz bu söze inananlar çoktur, çünkü isteneni yapmadığı için medyatik saldırıya uğrayanlar vardır, bundan sonra da olacaktır. Ama bu sakatlığı düzeltmenin yolu, en üst düzey kamu görevlilerinin kötü örneklerin arkasına saklanmak yerine önce olayı araştırmalarından geçer. Bir başbakan, arkasında herhangi başka bir amaç bulunmadığını bildiği bir haberi ciddiye aldığında ve gereğini yaptığında iki tür habercilik arasındaki fark daha da belirginleşir ve "amaçlı haberin gerçek haberi kovduğu" dönem geride kalır, gerçek haberlerin amaçlı haberleri kovduğu, ezdiği ve sektör dışına attığı yeni bir dönem açılmış olur.

* VATAN, iki gündür savcılığa intikal etmiş bir olayın ayrıntılarını yayınlıyor. Bu olay Türkiye'de iş hayatının ne yazık ki "mafya" yöntemlerinin etkisi altında kaldığının açık bir örneğidir. Böyle bir olay gazetede yer aldığında, kamu yetkililerinin görevi, haberin ardında bir şey arama bahanesiyle gizlenmek değil, hemen üzerine gidip olayı araştırmaktır. Haberde savcılığa verilen dilekçede bulunmayan bazı hususlar da yer aldığına göre Emniyet ve Savcılık hemen bu iddiaları araştırmak, ilgili kişilerin ifadelerini almakla yükümlüdür. Oysa iki gündür bunların hiçbiri yapılmamıştır.

* Kamu adına denetim görevi olan medya organlarına ilgisiz ve kayıtsız kalındığı sürece kaçak inşaat yapan da korkmaz, nüfuz suiistimali yapan siyasi de korkmaz, iş sorunlarını mafya yöntemleriyle çözen "işadamları" da korkmaz. Her şey böylece devam eder gider. Özel amaçlı haberciliği ve tetikçiliği medyadan uzaklaştırmanın yolu, gazeteciliğin gerçek etkilerini kamu görevlilerinin de görmesinden geçer. Tek unsur bu olmasa da yeniden özlenen bir medya yapısına geçmenin önemli unsurlanndan biri budur.

DİĞER YENİ YAZILAR