Medeniyet ve AB

Bazıları "Bu kadar ayrıntıya takılmayın" diyebilir. Ama eski bir söz var ve hep kılavuz olması gereken bir söz: Şeytan ayrıntıda gizlidir

Haberin Devamı

Bazıları "Bu kadar ayrıntıya takılmayın" diyebilir. Ama eski bir söz var ve hep kılavuz olması gereken bir söz: Şeytan ayrıntıda gizlidir.

Konu, Başbakan Erdoğan'ın dün Avrupa Birliği ile ilgili bir toplantıda yaptığı konuşma.

Erdoğan'ın sözü şöyle: "41 yıldır AB kapısında bekletilen Türkiye Cumhuriyeti daha fazla bekletilemez. Türkiye yine bekletilecek olursa burada başka şey ararız. Bu nedir? Mensubu olduğumuz medeniyettir. AB medeniyetler çatışması haline gelmemelidir."

* En baştan başlayalım. Avrupa, Türkiye'yi 41 yıldır kapısında bekletmiyor. Bu 41 yılda Türkiye'yi AB kapısına yaklaştırmayanlar Demirel'ler, Ecevit'ler'dir. AB ile ilgili ilk ciddi adımı atan Özal'dır.

* "Avrupa Birliği medeniyetler çatışması haline gelmemelidir" cümlesinin ise konuşulmaya değer bir yanı yok. Çünkü cümle bozuk ve hiçbir şey ifade ermiyor.

* Asıl mesele ise çok daha ağır.

Avrupa Birliği bir uygarlık (medeniyet) projesidir. Birliğe katılmak isteyenler bu projenin içinde gönüllü olarak yer almak, aynı medeniyet kurallarında yaşamak isteyenlerdir.

Erdoğan alınmama gerekçesinin "mensubu olduğumuz medeniyet" olabileceğini söylerken, Türkiye'nin bugünkü "medeniyet koşullarıyla" AB üyesi olması gerektiğini söyleyerek en vahim gafı yapmaktadır.

Olimpiyat örneği...
Avrupa Birliği, aynı medeniyet koşullarında yaşayanların birliğidir. "Ben ayrı bir medeniyet düzeyinde yaşacağım ama üye olacağım" demek söz konusu değildir.

AKP'nin Avrupa Birliği'ne bakışıyla ilgili soru işaretleri bu partinin kuruluşundan itibaren vardır.

* Eğer AKP Avrupa Birliği'ni bir uygarlık projesi olarak değil de bir "pratik" hedef, bir "propaganda" ve "iç siyaset unsuru" olarak görüyorsa (ki Başbakan'ın sözleri bunu güçlendiren bir manük içermektedir) o zaman bu hükümetle Türkiye'nin gerçek bir AB üyesi olmasına imkân yoktur.

Önümüzde bir örnek var: Türkiye 2004, 2008 ve son olarak 2012 olimpiyatları için İstanbul ile aday oldu. Son olarak İstanbul, 2012 adaylarının listesinden çıkarıldı. Sadece "içeriye çalışanlar" bağırıp çağırdı. Olimpiyat Komitesi'nin çıkarma gerekçesi ise kıyıda köşede kaldı. Gerekçe yaklaşık bir ifadeyle, şuydu: İstanbul, ilk aday olduğunda yapılmış olanlar dışında herhangi yeni bir şey yapılmadığı gibi, görülen eksiklikler bakımından geçen süre içinde bir gelişme sağlanmadığı için adaylıktan çıkarılmıştır.

Eğer AKP, Avrupa Birliği projesini de böyle görüyorsa Türkiye değil 2013, 2023'te bile üye olamaz.

Bu mantıkla nasıl İstanbul olimpiyatlar için sadece "aday" olarak kalırsa Türkiye de hep AB üye adayı olarak kalır.

AB'den yıl sonunda tarih alındıktan sonra bu "başarıyı" bir iç politika malzemesi, pratik bir imkân, bir propaganda unsuru olarak kullanmak ve "uygarlık projesi" yolunda önemli adımlar atmayı bir kenara bırakmak, bu projeye zaten inanmayanların manevrası olarak Türk halkına yapılmış yeni bir kötülük olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR