Medeniyet cezaları

Haberin Devamı

İki “ağır” ceza daha aldık. Cezalar “maddi” olarak ağır olmayabilir, ama manevi olarak çok ağırlar. Çünkü bu cezalar “medeniyet” notumuzu iyice düşürüyor.

Cezaların biri “seçmeli Kürtçe ders isteyen” öğrencilerle ilgili. 2002 yılında 18 öğrenci Kocatepe Üniversitesinde “seçmeli Kürtçe ders” istemişler ve uzun süreli uzaklaştırma cezaları alarak karşılığını görmüşler.

Bu öğrencilerin dilekçelerine uygun şekilde cevap verilseydi, herhalde “bölünürdük” ki üniversite yetkilileri çocuklara ağızlarının payını vermişler. Çocuklar ne yapmışlar? Dilekçe vermişler. Öğretim düzenini aksatan herhangi bir icraat yapmışlar mı? Yapmamışlar. Ama hadlerini aşmışlar. O zaman atarsın okuldan.

Bugünkü dünyada, artık kol kırılıp yen içinde kalmıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi medeniyet notunu kırıveriyor.

Aldığımız ikinci medeniyet cezası, “Türkiye’de Müslümanlar dinlerini özgürce yaşayamıyor” diye düşünenlerin de pek hoşuna gitmeyecek.

Bu kez konu Bozcaada Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı’nın arazilerine devlet tarafından el konulmasıdır. Mahkemenin kararına göre bu arazilerin tapusu 3 yıl içinde vakfa devredilecek ve toplam 105 bin euro ceza ödenecektir. Bu da bir medeniyet cezasıdır. Vakıf yasal bir vakıftır, arazinin sahibi olduğu da bellidir, ama sen bir yasa çıkarıp bu insanların mallarına el koyabileceğini sanıyorsun. Bunu yapıyorsun ve medeniyet cezasını yiyorsun.

Bunlar ilk medeniyet cezalarımız değil, sonuncu da olmayacaklar. Hem devletin “aşırı güç kullanımı” ile hem de Rum ve Ermeni vakıflarına yapılan haksızlıklarla ilgili daha çok medeniyet cezası yiyeceğiz.

İkinci ceza “laik devlet” konusundaki başka bir ikiyüzlülüğün de tescili niteliğindedir. “Laik devlet” bütün din ve inançlara eşit mesafede olan, bunlardan birinin diğerlerine haksızlık etmesini önleyen, bütün inançlardan insanların güvencelerini sağlayan devlettir. Bir inanca sahip insanların vakfının elinden mallarını alan devletin laikliği tartışmalıdır.

Medeniyet cezaları hangi alanlarda ne kadar geri olduğumuzu yüzümüze vuran cezalardır. Bu cezalardan fazla ders çıkardığımızı da söylemek zor, çünkü demokrasiyi içimize sindirmekte hala güçlük çekiyoruz. Altmış küsur yıldır demokratik düzende yaşadığımızı övünerek söylüyoruz, ama en tepeden en aşağıya kadar hala ağır sindirme sorunlarına sahibiz.

DİĞER YENİ YAZILAR