Haberin Devamı
Anayasa görüşmeleri sırasında Meclis’ten yansıyan görüntüler, kısıtlı ve sınırlı demokratik siyasi yapının bu ülkeye nasıl dar geldiğinin açık göstergesidir.
Meclis’tekiler neyi tartışıyor?
Bu soruya cevap vermek bile zor, çünkü duyduklarımız, kavga, gürültü, küfür ve hakaretler...
Gördüklerimiz uyuyanlar, birbirinin boğazını sıkanlar, öfkeyle bağıranlar...
AKP’li vekillere, oy kullanmayı öğretmek için hazırlanan yazı bile, Meclis’in kendi maneviyatını aşağılamasının bir örneği.
Bu siyasi yapı Türkiye’nin “çağdaş demokrasi” yolununun önünde başlı başına bir engel haline geldi. 2002 yılındaki yenilenmeden 8 yıl gibi bir süre sonra bugün önümüzdeki manzara, eski tıkanmalara çok benziyor.
Meclis’teki siyasi partilerin tümü, anayasa değişikliği tartışma ve kavgalarında da tekrar ve açık olarak görüldüğü üzere merkezin sağında ve tutucu bir hatta sıralanmışlar, anayasa sorununu demokrasi değil, vatandaş hakları değil küçük Ankara iktidarları açısından ele alıyorlar.
Örnek olarak benimsediğimiz Avrupa demokrasilerinde yargının bağımsızlığının güvencelerini nasıl sağlandığını tartışmadık, Yüksek Yargı’ya üye seçme yetkilerini tartıştık.
HSYK’nın dar yapısının ve Yüksek Yargı’nın seçim sisteminin kendi içinde dönmesini düzeltmekten yola çıktık, ama HSYK’nın başında yine adalet bakanını bıraktık.
Siyasi parti kapatma rejiminin bir hukuk devletinde düşünülemeyecek halden çıkarılmasından yola çıktık, ama siyasi parti kapatma hakkı ve yetkisini iktidardaki liderin iki dudağı arasında bıraktık.
Meclis’teki muhalefet partileri CHP ve MHP radikal sağ ve muhafazakâr bir çizgide siyaset yaparken bugünkü BDP de hâlâ “demokrasi rüştü” nü ispat etme aşamasına yaklaşmış görünmüyor.
“Demokratik zorlama” ile karşılaşmayan AKP de kısıtlı ve sınırlı bir demokrasi hattinda durabilme rahatlığı içinde.
İktidarının ilk döneminde Avrupa Birliği üyeliğini ve standartlarını hedef olarak koyan ve bu yönde bazı önemli adımlar atmış olan AKP, soldan denetim ve baskı gelmediği için “bu kadar demokrasi yeter” hattına çekilmiş durumda.
Meclis’teki bütün o sesler ve görüntüler bu tıkanmanın somut kanıtlarıdır.

