Anayasa, Meclis Başkanı'nın "tarafsızlığı" nı emreder. Gelenekler, Meclis'teki çoğunluğun seçtiği Meclis Başkanı'nın bu partiye üye değilmiş gibi davranması ve siyasi pozisyonlar almaması yönündedir. Çoğunluk partilerinden seçilen Meclis Başkanı'nın temel işlevi "tarafsız" tutumuyla Meclis'teki siyasi partilerin birlikte çalışmalarını sağlamaktır. Meclis Başkanı seçildiği siyasi partiyi bir anlamda "unutur", birleştirici olmak için de siyasi çıkışlardan kaçınır. Kendi politikası peşinde Meclis'in şimdi bir başkanı var. Anayasa'nın emrettiği tarafsızlığı kendine göre anlayan, gelenekleri önemsemeyen bir Meclis Başkanı.
Bülent Arınç siyasi hayatında, Erbakan'ın yanındayken de AKP'nin kuruluş ve gelişme aşamalarında da güçlü bir "hatip" oldu. Bir ölçüde derin fikirlere sahipmiş gibi göründü, bir ölçüde de bütün benzerleri gibi becerikli bir demagog oldu. Seçim kampanyasında AKP'nin en sert hatibiydi. AKP seçimi kazandıktan sonra, kendisini Meclis başkanlığına "layık" gördü, ısrar etti ve bu görevi aldı.
İlk icraatı eşi dolayısıyla türbanı devlet protokolüne sokmak oldu. Irak krizinin başından bu yana da, Arınç sürekli olarak "tribünlere oynuyor". Hükümette bulunan partisinin sıkıntılarının tersine tavırlar alarak, konuşmalar yaparak, bazen kendi kendini yalanlamak zorunda kalarak kendi politikasını yürütmeye çalışıyor. Ülkenin, bu zor dönemde birliği, sorumlulukların ortaklaşa yüklenilmesini, ulusal dayanışmayı sağlanmayı kendi görevi olarak görmeyen Arınç'ın dünkü savaş yorumları mutlaka okunmalıdır.
Aktif siyaset istiyorsa...
"Peter ilkesi" her kişinin çıkması gereken noktanın bir üstüne çıktığı zaman hem kendini rezil ettiğini, hem de işleri bozduğunu anlatır. Arınç'ın savaş yorumlarını dinleyince "Peter ilkesi" nin devreye girdiğini görmemek mümkün değil. Ortalama bir siyasetçi kendi kapasitesinin çok üzerinde bir göreve geldiği zaman neler yaşanacaksa onlar yaşanıyor. Eğer Arınç aktif siyaset yapmak istiyorsa hemen Meclis Başkanlığından ayrılmak, bu önemli görevi gereğince yapabilecek bir kişiye bırakmak zorundadır. Birkaç aydır öyle çıkışlar yapmakta, öyle kritik anlarda "kafayı uzatmakta" dır ki birilerinin Bülent Arınç'a durumunu hatırlatması şart olmuştur.
Öfkeden çözüme...
Cem Kozlu, Türkiye'nin en azından bugüne kadar iyi kullanamadığı değerlerinden birisidir. İnsan kaynağının fazla bol olmadığı bir ortamda Kozlu başka rüzgârlara yönelmiştir. Ama Türkiye'yi, siyasetçilerin çoğundan daha iyi izlemiştir. Cem Kozlu'nun son kitabı "Öfkeden Çözüme", Türkiye'nin düşünen insanlarına Türkiye için "bir şeyler yapmak isteyen" insanlara yeni bakış açıları getiriyor. Gelecek kuşaklara "daha iyi" bir Türkiye bırakmak üzerine düşünen herkesin bu kitapta bulacağı bir şeyler var.
Meclis Başkanı
Anayasa, Meclis Başkanı'nın "tarafsızlığı" nı emreder. Gelenekler, Meclis'teki çoğunluğun seçtiği Meclis Başkanı'nın bu partiye üye değilmiş gibi davranması ve siyasi pozisyonlar almaması yönündedir
Haberin Devamı

