Manevi baskının yönü

Türban meselesinin nasıl bir manevi baskı aracı olabileceğinin açık bir örneği dün yayınlanan bir haberde görülüyordu

Haberin Devamı

Türban meselesinin nasıl bir manevi baskı aracı olabileceğinin açık bir örneği dün yayınlanan bir haberde görülüyordu. Haber şu: AKP'li bakanlardan birinin türban takmayan eşi, Başbakan'ın eşinin yanında türban takıyordu. Dini kökenli duygu ve geleneklere saygı böyle bir tavrı gerektirebilir. Ama bu en azından türban konusundaki manevi baskının kaçınılmaz yönünü göstermektedir. Türbansız hanımların çoğunlukta olduğu ya da başın örtülmesinin hiç gerekmediği bir ortama başı türbanlı bir hanım gelebilir. O, diğerlerine saygı göstermek adına başını açmak gibi bir sorumluluğu olmadığından emindir. Ama yukardaki örnekte görüldüğü gibi, türbanlı hanımların çok olduğu bir ortamda bulunan türbansız bir hanım, onlara saygı göstermek adına başını örtmek gereğini hissetmiştir. Türban gibi dini inanç temellerine dayandırılmaya çalışılan bütün konularda manevi baskının yönü bellidir. Dini inançtan kaynaklanan herhangi bir davranış biçiminin tersine tavır almaktan ya da buna saygısızlık gösterdiği duygusunu yaratmaktan kaçınma kaygısı son derece doğaldır. İşte siyasal İslam bu saygı geleneğinin üzerine kendi siyasal sömürüsünü kolaylıkla kurabilmektedir.

Ağır yalan!
Erbakan teşkilatının yıllarca söylediği bir yalan vardır. İddia Cumhuriyet döneminde "Müslümanlara eziyet edildiği" dir. Bu iddia yıllarca Erbakan'cılar tarafından halk arasındaki propaganda malzemesi olarak kullanılmıştır. Bunun nasıl ağır bir yalan olduğunu bu ülkede gözleri açık yaşamış herkes bilir. Hiçbir ortamda camiye giden, oruç tutan insanlar saygı dışında bir muamele görmemiştir. Ancak siyasi İslam'ın kendine üs seçtiği birçok mahallede, şehirde Ramazan'da herhangi bir lokantaya girmek yürek ister. Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik anlayışı en temel demokratik ilkeye dayanır; herkes istediğini düşünür, yapar ama başkalarının yaşam sınırlarına giremez, onları kendi anlayışını kabul etmeleri için zorlayamaz.
Cumhuriyet'in hiçbir döneminde, dini inançlarının gereğini yerine getiren insanlara hiçbir baskı uygulanmamıştır. Eğer şimdi bunun tersine bir manevi baskının ortamı yaratılırsa Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel özellikleri tehlikeye atılmış olur. Türban takanlar da türban takmayanlara aynı hoşgörü ve anlayışla bakmak, onlar üzerinde manevi baskı kuracak tavırlardan kaçınmakla yükümlüdürler.

DİĞER YENİ YAZILAR