Malum şahıslar sahnede

Haberin Devamı

Bu oyun bundan önce iki kez daha oynandı ve Türkiye ikisinde de kurulan tuzağa düştü. 1971 öncesinde “öğrenci çatışmaları” yaşanması sağlandı ve 12 Mart’ta askeri müdahale oldu.
1980 öncesinde sahnelenen oyun tam bir kıyıma dönüştü ama Türkiye tuzağı göremedi. Ardından 12 Eylül 1980 askeri darbesi yaşandı.
Sahnelenen bu oyunlarda aynı “malum şahıslar” vardı. Aynı siyasi parti ve partiler vardı.
Üniversitedeki çatışmalara silahlar, bombalar sokulmuş, büyük katliamlar gerçekleştirilmiş, yaratılan nefret ortamı yüzünden neredeyse mantıklı düşünebilen hiç kimse kalmamıştı.

***



Antalya’da meydana gelen son olayların görüntüleri, öne çıkan kişiler, oyunun yine aynı şekilde kurulduğunu gösteriyor.
Çatışmalar üniversitelerde yayılacak, sonra başka “alanlara” geçilecek.
O başka alan da Türk-Kürt çatışmasıdır. Bugünkü oyunun kurgusu budur.
Radikal milliyetçilerin kullandıkları üslup, gerek içerde “Kürt sorunu” denildiğinde, gerekse Kuzey Irak’ta askeri harekât gündeme geldiğinde hep aynı yöne odaklanıyor.
1971 öncesinde solcu öğrencilerin üzerine milliyetçiler sürülmüştü. 1980 öncesinde ise Malatya, Sivas, Maraş olaylarında olduğu gibi, çatışmaların bir boyutunu Alevi-Sünni çelişkisi oluşturmuştu.
Bu defa da bir kez kıvılcım çakıldı mı gideceği yön önceden ilan edilmiş oldu.
O yön, Türk-Kürt çatışmasının şartlarının hazırlanmasıdır.

***


Türkiye daha önce iki kez düştüğü tuzağa üçüncü kez düşebilir mi?
Bu soruya “hayır” demek ne yazık ki zor. Çünkü şu anda yine aklın yerini duygular, sağduyunun yerini öfke ve nefret almış durumda. Bu sarmala bir kez girildiği zaman içinden çıkılması çok zor olur. Bundan önceki tuzaklarda akıl ve sağduyu ile hareket etmeye çalışanların sesleri bile duyulmamıştı.
Sağa sola molotof kokteyli, el bombaları atan çocuklar ortaya çıkmış, üniversitede silah sesleri duyulmaya başlamışsa, oyunu sahneye koyanların düğmeye bastıklarını görmemek için kör olmak gerekir.
Malum oyun, malum şahıslarla bir kez daha başlatıldı. Eğer Türk toplumu bu kez de aynı tuzağa düşerse Tayyip Bey’in de Deniz Bey’in de Devlet Bey’in de sorumluluğu farklı olmayacaktır.
Üçü de Türkiye’yi bu tuzağa üçüncü kez çeken oyuna gelmiş, oyunu bozamamış şahıslar olarak tarihe geçeceklerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR