Haberin Devamı
Devam eden bir ayıbımızın son örneği dün yaşandı. Yine bazı kişiler Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinden mahkûm oldu. Cezaları ertelendi, böylece siyasilere durumu “idare” imkânı da sağlanmış oldu.
Bu meşhur 301’inci madde konusu her ortaya atıldığında, siyasi iktidar sözcüleri hemen “ama bu maddeden hapis yatan yok” şeklinde bir savunma yapıyor.
Şimdi yok, ama her an olabilir.
Geçen yıl bir ara hep 301’inci maddeyi konuştuk. Yine komisyonlar toplandı, komisyonlar aralarında kavga etti, her kafadan ayrı bir ses çıktı, sorunu hiç anlamayanlar bile konuştu ve dosya rafa kalktı. Hükümete sorulduğu zaman kısık sesle “araya şu girdi bu girdi” diye bir cevap geliyor.
Bugün gerek terör meselesinde gerekse Ermeni soykırımı meselesinde derdimizi dünyaya anlatmakta gösterdiğimiz zaafın kaynağı yakın dönemin demokrasi karnemizdeki zayıflardır. Kamu görevlilerinin Hrant Dink’in katiline kahraman muamelesi yapmasıdır, rahip cinayetlerinin üzerine gidiliş tarzıdır, PKK’lılara “Ermeni piçleri” diyen din görevlileridir, yavru ayı öldürenlerin cezasız kalmalarıdır.
Dün yine bütün ekranlar ABD Kongresi’nin Ermeni soykırımı kararı üzerine atılan boş nutuklarla doluydu. Ve kimse çıkıp daha bugün insanların 301’inci maddeden ceza almalarının ABD Kongresi üzerindeki etkisinden söz etmedi.
ABD’nin başkentine istediğiniz kadar milletvekili gönderin, dünyanın bütün başbakanlarına telefon edin, yapamayacağınız şeylerle tehdit edin, sonuç alamayacağınız ortadadır.
Ama demokrasi karnenizdeki notlarınızı yükseltmek için uğraştığınızı gösterdiğiniz zaman sizi farklı bir şekilde dinleyeceklerdir. Dinlemeye mecbur olacaklardır.
ABD Kongresi’nde Ermeni soykırımı kararına olumlu oy verenlere yanlış yaptıklarını söyleme hakkınızı, 301’inci maddeden insanları yargılayarak kaybediyorsunuz.
Dünya küçüldü, herkes her şeyi biliyor ve Ankara’nın kanguru taklitleri yaparak kimseyi kandırması da mümkün değil.
301’inci maddeyi değiştirin, Hrant Dink’in katiline kahraman muamelesi yapanlara gerçekten ceza verin, önce kendi sicilinizi temizleyin sonra göreceksiniz ki derdinizi anlatmak yolunda büyük bir güç kazanmışsınız.
Bu bayrama biraz buruk girdik, ama yine de Çetin Altan’ın sözüyle, “enseyi karartmayalım”.
İyi bayramlar.

