Haberin Devamı
Yargı reformunun, hatta “devrimi”nin gerekliliği yıllardır konuşulur. Ne yönetenler ne de yönetilenler yargı sistemimizin işleyişinden memnundur.
Meclis’teki “arabuluculuk” yasa tasarısı da AKP tarafından bu şikâyetleri gidermenin yolu olarak savunulacaktır. Ama tasarının ayrıntıları bunun bir “mahalle adaleti” düzeni kurmayı amaçladığını gösteriyor.
Özel hukuk alanına giren konularda aralarında anlaşmazlık çıkan vatandaşlar yargıdan önce “arabulucu”ya gidecekler, dertlerini anlatacaklar. “Arabulucu” da mafya usulü bir “raconcu” olarak karar verecek.
Bu kararı verirken yasalarla bağlı değildir, dolayısıyla yapacağı sadece “racon” kesmek olacaktır.
Yargıdaki sıkıntıların ortadan kaldırılması için bir “paralel” yargı sisteminin peydahlamanın yaratacağı sakıncaları görmek için hukukçu olmaya da gerek yok.
Tasarıya göre “arabulucu” 4 yıllık yüksek öğretim yapmış olmak zorunda, herhangi bir düzeyde hukuk eğitimi almış olması gerekmiyor. Belli bir ücreti olacak, taraflar da “arabulucu”ya eşit olarak bunu ödeyecek.
Bu “arabulucu”nun biraz daha “yüksek” ücret vereni kollamayacağının herhangi bir güvencesi yoktur. Çünkü bu şahsın “hukuki” bir sorumluluğu da yoktur. Verdiği karar mahkemede herhangi bir şekilde geçerli de değildir.
Böyle bir “racon kesme” sistemi, “raconcu”yu maddi etkilerin dışında “mahalle baskısı”nın bütün etkilerine açık hale getirmektedir. Bu “raconcu” mahallede etkili olabilmek için genel kanaatlere uygun karar vermek durumundadır. “Arabulucu”dan mahallenin etkili şahısları aleyhine karar çıkamaz.
Her türlü etkiye açık ve kararlarının hukuki sorumluluğunu taşımayan bu “arabulucu” sadece bir “kadı” olacaktır. “Mahalle” düzeninde bu kadının karar mantığında yine “dini referansların” etkili olması da kaçınılmazdır.
İmam hatip okulları “paralel” bir dini referanslı eğitim sistemi yaratmak için kullanıldı, hâlâ da aynı faaliyet devam ediyor. Eğitimin yanına bir “paralel” yargı sistemi getirildiği zaman ortaya çıkacak toplumsal ayrışmayı, bu tasarıyı hazırlayanların görmemeleri mümkün değildir. Bu sistemi savunurken Bangladeş ve Mısır örneklerini vermek de aslında tasarının fikir babalarının nasıl bir yargı amaçladıklarının açık kanıtıdır.
Eğitim ayrılacak, yargı ayrılacak, yüksek öğretim türbanlı-türbansız olarak ayrılacak... Sonra herhalde sıra sağlığa gelecek, hastaneler ayrılacak... Peki sonra? Silahlı kuvvetler de mi ayrılacak?

