Avrupa Birliği'nin Ankara Büyükelçisi dün Milliyet Gazetesi'nde yer alan açıklamasında çok açık bir şekilde Lozan Antlaşması'na "dokunmak" gerektiğini söyledi. Bu sözün amacı, Türkiye'de "azınlık" kavramını yeniden tanımlamak.
Lozan Antlaşması'da "azınlık" kavramı Müslüman olmayan Türk vatandaşları için geçerli olmuştu. Bu tanımı tartışmaya açmanın anlamı, Lozan'da yer almamış olan "Kürtler"in de resmen azınlık tanımı içine girmeleridir. Bu da "Kürt" kimliği ile yapılacak bazı faaliyetlerin, okulların, vakıfların da uluslararası denetime alınmasının kabulüdür.
Batılı bazı çevreler "kestirmeden" gitme eğilimi içinde ve bu kestirme yolun içine bazen "ima" yoluyla bazen de dünkü açıklamada olduğu gibi açıkça Lozan Antlaşması'nda "düzeltme"yi katıyorlar.
Lozan'ın anlam ve işlevi
Türkiye'de azınlık hakları, kuşkusuz Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından bu yana kavram, içerik ve "gerçek" olarak çok değişmiştir.
Bütün azınlıkların; ister dinsel, ister ulusal köken farklarına isterse de başka "insani" farklara dayansın, güvencesi demokratik hakların gelişmesidir. Bugünkü demokrasi kavramının içeriğini oluşturan temel unsurlardan biri, "bütün" azınlıkların kendi kültürel ve yaşam haklarına sahip olmalarıdır. Buradaki sınır, hiçbir azınlık ya da çoğunluğun kendinden farklı olanlara hayat anlayışını ve kültürünü zorla kabul ettirmeye kalkmamasıdır.
Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun dünya tarafından kabul edilmesini ve güvence verilmesini kayıt altına alan antlaşmadır. Ve bu antlaşmada herhangi bir "delik" açılmasının kabul edilmesi sözkonusu değildir. Ama bu, antlaşmada "ismen" ve "resmen" yer almayan Kürt kökenli Türk vatandaşlarının bütün haklarına sahip olmalarını da engellemez.
Destek olmak isteniyorsa
Batı, Türkiye Cumhuriyeti'nin bugünkü durumunu ve gelecek için vizyonunu "demokrasi" temeli üzerinde anladığı takdirde en büyük dostluğu göstermiş olur.
"Lozan'da düzeltme" gibi öneriler gündeme geldiği zaman, bu üslup ancak Türkiye'de demokratik gelişmelerin ülkenin geleceğini tehlikeye sokacağını savunanlara yarar. Sürekli olarak bir "Sevr korkusu"nu gündeme getirerek halkı tehdit etmek ne kadar anlamsızsa Lozan Antlaşması'nı tartışma konusu etmek da o kadar anlamsızdır.
Batılı siyasiler ve diplomatlar da eğer Türkiye'de demokrasinin gelişmesine destek olmak istiyorlarsa meselelere bu açıdan bakmak ve konuşmak durumundadırlar.
Lozan'a dokunmak
Avrupa Birliği'nin Ankara Büyükelçisi dün Milliyet Gazetesi'nde yer alan açıklamasında çok açık bir şekilde Lozan Antlaşması'na "dokunmak" gerektiğini söyledi. Bu sözün amacı, Türkiye'de "azınlık" kavramını yeniden tanımlamak
Haberin Devamı

