Haberin Devamı
Binlerce yetişkin şu anda, üniversite sınavına girmiş gençler kadar heyecanlı. Bazıları “yukarıdan” olumlu işaret almış olsalar da hepsi yarın akşam saat 17.00’ye kadar bu heyecanla yaşayacak!
Milletvekili aday listelerini belirleyecek olan liderlerin “himmeti” demokrasinin en çok geçerli olması gereken bir alanı kaplamış durumda.
Aday adayı milletvekili olabilmek için ne yapmış olursa olsun; ne kadar çalışmış, nasıl çalışmış olursa olsun, bunlar değil sadece liderin kanaati geçerli olacak.
Lider adil olabilir, parti içi dengeleri iyi kavramış, halkın beklentilerini sindirmiş olabilir. Ama olmayabilir de. Himmet gelebilir de gelmeyebilir de!
Türkiye’de eksik demokrasiye yol açan bütün sorunlar çözülebilir, ama liderin iki dudağına bağımlı siyasi parti düzeni kolay kolay değişmez. Değişse de en son değişecek olan odur.
Partilerin içinde siyaset yapanların yükselebilmeleri için en önde gelen kıstasın adı “sadakat” olarak konulmuştur ve kimsenin eski köyün âdetini değiştirmeye niyeti yoktur.
Partililer için de kolaylık getiren bir sistemdir bu. Lider ve yakın çevresine sadakat görüntüsü vermeyi başarmakla kısıtlı bir siyasi faaliyet, düşünmek, üretmek, aramaktan çok daha kolaydır, rahattır.
Demokratik siyaset daha ilk ve en temel aşamada sakatlandığı için, yukarıya doğru ilerledikçe sakatlıklar kaçınılmaz olarak üst üste yığılmaktadır.
Her şeyden önce siyasi partiler yasası, bütün parti genel başkanlarının diktatörlüğü için gerekli bütün imkânları hazırlayınca, bu imkânlardan vazgeçmek, dışarıya karşı üslubu ne olursa olsun, bütün liderler için saflık anlamına gelir.
Demokrasiyi daha en başından, ilk adımından sakatlayan bu yapıdan faydalananların, seçim kanununa dokunmayı akıllarına getirmeleri de tabii ki sadece bir hayaldir.
Hal böyle olunca da, “belki liderin gözü bir ara bana ilişir” diye parti genel merkezlerinde günlerdir dolaşıp duranların yüzlerindeki “sadık ve iyi çocuk” ifadeleri hem komik hem trajik manzaralar olarak hep gözler önünde kalacaktır.
Bu seçimde oluşacak Meclis’in çok önemli bir görevi olacağını herkes tekrarlıyor: İlk kez “sivil” ve tam demokratik bir anayasa yapmak.
Böyle bir anayasaya ulaşabiliriz, ama siyasetin ilk basamağındaki sakatlığın giderildiğini görme konusunda umutlanmak hâlâ saflık olarak duruyor.

