Lehte... Aleyhte...

Haberler verilirken, hemen hemen tüm haberlerin başına "Türkiye'nin lehine" ya da "Türkiye'nin aleyhine" gibi bir tanım konuluyor. Neyin Türkiye'nin lehine neyin aleyhine olduğuna, ön bilgilerle karar veriliyor

Haberin Devamı

Haberler verilirken, hemen hemen tüm haberlerin başına "Türkiye'nin lehine" ya da "Türkiye'nin aleyhine" gibi bir tanım konuluyor. Neyin Türkiye'nin lehine neyin aleyhine olduğuna, ön bilgilerle karar veriliyor.

AB ile görüşmelerin başlamasına dört gün kala biraz daha serinkanlı olmak, gelen haberleri doğru dürüst izlemek durumundayız.

Avrupa Parlamentosu'nun dün aldığı kararlar da hemen "lehimize" ve "aleyhimize" yargılarıyla aktarıldı.

"Aleyhimize" yargısının arkasında hep aynı iki konu bulunuyor: Kıbrıs ve Ermeni meselesi. Kimse kendini kandırmasın, bu iki konu hep önümüze gelecek.

Kıbrıs meselesinde son üç yıldır önemli bir politika değişikliği yapan ve "uzlaşma" yönünde adım atan Türkiye gerçekleri görene kadar Kıbrıs Rum tarafı çoktan atı alıp Üsküdar'ı geçmişti.

Bunca yılın gecikmesini iki-üç yılda onarmak zordur. Ve Rumlar bunun zorluğundan faydalanmaya devam ediyor.

Ermeni meselesinde de, bugüne kadar yürütülen politikalarla üstesinden gelinemeyeceği çoktan ortaya çıktı. Bu konuda da dünya kamuoyunu etkilemek, bugünkü katı tavrını değiştirebilmek için zamana ihtiyaç var. Tabii bu zamanı bugüne kadar yapıldığı gibi boşa kullanmamak şartıyla.

İşin esasını kaçırmayalım
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin "daimi temsilcileri"nin yayınlayacağı "karşı deklarasyon"da yer alacak unsurlar ikinci plandadır. Burada da yine Türkiye'nin Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni tanıması gerekliliği vurgulanacak. Bundan kaçış yok. Önemli olan, burada tarihe ilişkin katı koşullar getirilmemesidir.

Görüşme çerçeve belgesi 3 Ekim öncesinde açıklanacak. Burada da Kıbrıs ile ilgili "temenni"nin tarihe bağlanmaması önemlidir. Ama bunlardan daha önemli olan, bu belgeye "imtiyazlı ortaklık" hedefinin konulmaması.

Yine, görüşmelerin "açık uçlu" olduğu kaçınılmaz olarak belirtilecek. Bunu da daha önce yapıldığı gibi; bazı art niyetlilerin sunmaya çalıştığı gibi engelleyici bir hüküm olarak görmemek gerekir.

Avrupa Birliği üyesi olmak için yapılması gerekenler belli. Türkiye bunları yerine getirdiği zaman eğer Kıbrıs sorunu çözülmemiş ise durum bugünkünden çok daha farklı olacak.

Hep hatırlamamız gereken, asıl önemli olanın Türkiye'nin mümkün olabilecek en kısa sürede Avrupa Birliği standartlarına, hem de her alanda ulaşmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR