Laikliği tartışan savunma

Haberin Devamı

AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği savunmanın metni üç başlık altında toplanıyor ama esas olarak iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm tümüyle siyasi-ideolojik nitelikte ve ana konusu laiklik tartışması. İkinci bölümde ise Başsavcı’nın iddianamede delil olarak sunduğu olgulara cevap veriliyor.

Savunma hakkındaki “siyasi mi, hukuki mi” tartışması iki gündür devam ediyor.

Bu savunma siyasidir çünkü en temel siyasi kavramlardan biri olan laikliğin tanımı üzerine kuruludur. Ve AKP savunmacıları Başsavcı’nın “laiklik anlayışını” eleştirirken o noktada durmuyor, başka bir tanım öne sürüyor.

***


AKP’ye göre “evrensel bir laiklik anlayışı” vardır ve Başsavcı geride kalmış bir “pozitivist laikliği” savunmaktadır. Ancak savunmada Başsavcı’nın laiklik anlayışının bugüne kadar, yani cumhuriyetin kuruluşundan itibaren temel niteliklerden birini oluşturan laiklik anlayışı ile ilişkisinden söz edilmiyor.

Buna karşılık savunma metni “demokratik laiklik” diye bir kavramı öne sürüyor ve laikliği kendi çapında yeniden tanımlama girişiminde bulunuyor.

Bu kavramsal tartışmaların bir savunma metni ölçüleri içinde bir yere varması mümkün değildir. Ama AKP kendi açısından yeni bir laiklik tanımı geliştirme faaliyetine bu savunma ile başlamış oluyor.

***


Avrupa’da “aydınlanma devrimi” ve devrimin biz dahil dünyaya yayılma süreci içinde laiklik en çok tartışılan kavramlardan biri olmuştur.

Bu tartışmalar AKP’yi ya da herhangi bir siyasi partiyi aşan düzeylerde yapılmaktadır.

Ancak AKP’nin yaptığı, bu tartışma içinde kendine bir “pozisyon” belirlemektir. Ve Başsavcı’nın anlatmak istediği de zaten budur: Yeni bir laiklik tanımıyla Türkiye’nin bir “ılımlı İslam ülkesi” gibi farklı bir konuma çekilmesi tehlikesi...

Başsavcı’nın iddianamesi “laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olmak” üzerine kuruludur. Bu iddianameye karşı “senin laiklik anlayışın yanlış” diye savunma yapmak ise siyasi boyutu en tepeye çıkarmak anlamına gelir ve bir yargı süreci, bu boyut için son derece elverişsizdir.

Bu savunma üzerine eğer AKP küçük bir cezayla ya da cezasız kurtulursa, “yüksek yargı bizim laiklik anlayışımızın geçerli olduğunu kabul etti” mi denilecektir? Tersi durumda ise “Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek yargı organının laiklik anlayışı yanlış” mı olacaktır?

***


AKP’nin savunmasıyla davayı çektiği siyasi boyut daha fazla sorun yaratacak nitelikte. Böyle bir savunma AKP’nin yerine kurulacak olan siyasi partiye de “laiklik tanımıyla” ilgili bir misyon getirmektedir.

Laiklikle ilgili derin bir tartışmanın böyle bir siyasi arenada ve bu çatışma üslubuyla yapılmasının çok daha fazla zararı olacaktır.


DİĞER YENİ YAZILAR