CHP, kendi adıyla ya da başka adlarla üç seçim kazanmıştır. Kazandığı birinci seçim 1946'daki çok partili hayatın ilk seçimidir ve halen tartışılmaktadır. CHP'ye ikinci ve üçüncü kez seçimleri 12 Mart sonrasında Ecevit kazandırmıştır, ancak bu iki seçim sonrasında da CHP etkin hükümetler kuramamış, kısır siyasi çekişmeler içine sürüklenmiştir.
* Türkiye'de, 1965 yılından bu yana CHP ve sol birlikte konuşulmaktadır. 1965'te partinin kimliğini yenilemesi gerektiğini düşünen İsmet inönü CHP'nin "ortanın solunda" olduğunu ilan etmiştir. O günden bugüne de, 40 yıldır "CHP'nin kimliği" konuşulmaktadır.
Son yerel seçimde CHP yine "yenildi". Bir önceki seçime göre önemli ölçüde oy kaybetti, adayların kişiliklerinin ağırlık taşıdığı il ve ilçeler dışında önemli bir merkezde kazanamadığı gibi "kalelerini" de kaybetti.
* Kırk yıldır "hiziplerin" kendi içlerinde savaştıkları bir parti görüntüsünden çıkamayan CHP bugünkü haliyle bir iktidar alternatifi olmasını sağlayacak politikalar üretmekten çok "statüko savunucusu" bir parti konumundadır. Anayasal ve yasal reformlar, idari reformlar, Avrupa Birliği, ekonomik konular ve Kıbrıs'ta çözüm meselelerinde CHP hep "statükocu" bir kuşkuculuğun sözcülüğünü yapmıştır, yapmaktadır.
Laf oturta oturta...
CHP'nin "misyonu" kalmamış, sadece Ankara'da zaman geçiren profesyonel politikacı kadroları kalmıştır. Bugün CHP'nin herhangi bir soruna sosyal-demokrat çözümler üreten, bunları inançla savunan bir parti olmadığını herkes görmektedir. CHP'de yapılan politika en basit anlamıyla "laf ebeliği" politikasıdır. Hükümet sözcülerine karşı "laf oturtmak", medyaya karşı "laf oturtmak", parti içi tartışmalarda "laf oturtmak" bugün CHP'nin ana politik faaliyetidir.
Sadece Deniz Baykal ve ona bağlı kadroların yönetimden ayrılmasıyla CHP'nin silkinip ayağa kalkacağını sanmak da saflık olur. CHP sosyal demokrat vizyonunu ve misyonunu, Türkiye'nin bugünkü ve yarınki sorunları üzerine oluşturmadığı sürece biri gider diğeri gelir, hatta Baykal birkaç kez daha gider gelir.
* "Baykal gitsin, Derviş gelsin" pratikliğinin de CHP için bir çözüm olmayacağını Derviş'in sözleri göstermektedir. CHP'nin şu andaki "dibe vurmuşluğunun" kanıtları da hem Derviş'in tavırlarıdır, hem de şansları ciddiye alınamayacak "aday" adlarının ortalıkta dolaşmasıdır. Şu anda CHP içinde "muhalefet bayrağını" açmış görünen kişiler de son otuz yıldır CHP'nin yönetim kademelerinde bazen Baykal ile bazen ona karşı olarak bulunmuş isimlerdir.
Belki de "çözüm" CHP'nin tümüyle onlara bırakılmasıdır. Hep birlikte bugünkü laf ebeliği siyasetini yaparlar ve günlük mesailerini tamamlamış olmanın huzuru içinde her gün evlerine dönerler.
Laf ebeliği siyaseti
CHP, kendi adıyla ya da başka adlarla üç seçim kazanmıştır. Kazandığı birinci seçim 1946'daki çok partili hayatın ilk seçimidir ve halen tartışılmaktadır
Haberin Devamı

