Kuzey Irak tedirginliği

Türkiye'nin savaşta yer alması gereğini savunanların en önemli dayanağı "Kuzey Irak" olmaktadır. Kuzey Irak, Türkiye açısından bir "tedirginlik" konusudur.

Haberin Devamı

Türkiye'nin savaşta yer alması gereğini savunanların en önemli dayanağı "Kuzey Irak" olmaktadır.
Kuzey Irak, Türkiye açısından bir "tedirginlik" konusudur. Bu tedirginliğin bir kaynağı bölgede 5 bin dolayında PKK'lı bulunmasıdır. Türkiye'de uzun süredir terörist eylem yapmayan PKK "silahlı gücünü" dağıtmış değildir.
Kuzey Irak'taki iki ana "aşiret-parti" nin liderleri Barzani ve Talabani yıllardır, Irak yönetimi karşısında sıkıştıkça Türkiye'nin desteğini aramışlar ve almışlardır.
Barzani ile Talabani arasında silahlı çatışmalara varan rekabet yaşanmasına rağmen, bu iki gücün savaş sonrası hedefinin "Federe Kürt Devleti" olduğu açıktır.

ABD ve Kürtler
Körfez Savaşı sonrasında Amerika'nın 36'ncı paralelin kuzeyini "yasak bölge" ilan etmesi ve Saddam'ın yönetiminden fiilen koparması "Federe devlef'in pratik temelini atmıştır.
Son on yıldır, Amerikan koruması altında "rahat eden" Barzani ve Talabani ortak bir "parlamento" kurarak "federe devlef'in siyasi altyapısını oluşturmaya başlamıştır.
Amerikan yönetiminin ve Kürt liderlerin Türkiye'ye söyledikleri "Bağımsız bir Kürt devleti kurulmayacağı, ulusal Irak devleti içinde özerk bir yapının oluşturulacağı" yönündedir.
Bu formülün, savaş koşullarında ve sonrasında farklı unsurların devreye girmesiyle "federe devlef'e doğru esnemesi büyük olasılıktır. Çünkü yeni ve "etkili hafif silahlarla" donatılacak olan Kürt milislerin Amerikan savaş stratejisinde önemli bir rolleri olacaktır.
Savaş sonrası gelişmelerin bu yönde gerçekleşmesini engellemek için Kuzey Irak'ta "güvenliğin" Türk askeri tarafından sağlanması öngörülmüştür.
Türkiye, Kuzey Irak'taki oluşumlarda "söz sahibi" olabilmek için, yani "bağımsız Kürt devleti"nin ortaya çıkmasını engellemek için bölgede asker bulunduracaktır.

Açmaz ve çözümü
Kuzey Irak'ta kurulabilecek bir federe ya da bağımsız Kürt devletinin Türkiye'de "bugünkü şartlarda" tedirginlik yaratması doğaldır.
Sınırın iki yanına dağılmış olan Kürtler hem aile bağlarıyla hem toplumsal olarak birbirlerine bağlıdır. Birçok aşiretin yarısı Türkiye'de yarısı Irak'tadır.
Dolayısıyla böyle bir devlet, Kürt kökenli Türk vatandaşlarının önemli bölümü için "duygusal" bir çekim merkezi olabilir.
Aynı şekilde Kuzey Irak'takilerin gözleri sürekli olarak, Kürt kökenli vatandaşlarımızın yaşadığı Güneydoğu illerinde olacaktır.
Bu tedirginliğin yok olması için asıl çekim merkezinin Türkiye olması tek şarttır. Bütün vatandaşlarının demokratik haklarına dayanarak devlete güvendiği bir ortam asıl çekim merkezidir.
Avrupa Birliği içinde yer alan, demokratik kurumlarını güçlendirmiş, ekonomik gelişmesini rayına oturtmuş laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti bütün bölgenin tek çekim merkezi olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR