Kuzey Irak’ın geleceği

Şu anda Kuzey Irak sadece Türk sınırı üzerinden nefes alıyor. Kürdistan’ı inşa etmeye çalışan Kürt liderlerin başka bir soluk alma alanları da bulunmuyor

Haberin Devamı

Şu anda Kuzey Irak sadece Türk sınırı üzerinden nefes alıyor. Kürdistan’ı inşa etmeye çalışan Kürt liderlerin başka bir soluk alma alanları da bulunmuyor.

Buna karşılık seçmiş oldukları, sürekli olması imkânsız Amerikan korumasıdır. O koruma, sonsuza kadar bu bölgede kalmayacaktır.

Irak bölündükten ve birbirine asla güvenmeyen, birbirinin kanını fazlasıyla dökmüş olan üç ülke ortaya çıktıktan sonra Kuzey Irak Türkiye’ye çok daha fazla muhtaç olacaktır.

***

Kuzey Irak Kürtleri’nin Türkiye’den “korkmaları”nın anlaşılacak yönleri vardır. Türk-Kürt ilişkilerine bir yanda PKK’nın diğer yanda da Ankara’nın bazı yanlış politikalarının yarattığı güvensizlik ortamının egemen oluşu bugünün gerçeğidir.

Ama bunun üzerine çıkabilmek, bin yıldır iç içe yaşamış olan iki halkın yine kendileriyle birlikte yaşamış diğer kültürlerle barışık bir şekilde yeni ilişkiler kurmalarının yollarını açmak zorunludur.

Kuzey Irak’ta bir Kürdistan, eğer Türkiye ile iyi ilişkiler kurabilirse rahat etme imkânına sahip olabilir.

Ancak şu anda ilişkilerin en büyük zehri olarak bir PKK gerçeği vardır. Kerkük ve Türkmenlerin durumu bunun arkasından geliyor.

Amerikan yönetimi Kerkük’ü Kürtlere bırakmaya karar vermiştir ve içinde bulunduğumuz yıl yapılacak halk oylamasıyla bu kesinleşecektir. Bu durumda Türkiye’ye düşen, bölgedeki Türkmen halka baskı yapılmamasını, bu şehirde ve çevresinde barışçı ve demokratik ilişkilerin kurulmasını sağlamak için çaba sarfetmektir.

***

Kuzey Irak Kürt liderleri Kerkük konusunu Türkiye ile ve bölgedeki Türkmenlerle birlikte çözme yollarını arayabilir. Ancak onlar henüz bu konuda yapıcı bir diyalog kurmak yerine Türkiye’yi kızdıran ifadeler kullanmaya devam ediyor.

Bu tavrın hiç kimseye, en başta da Kuzey Irak Kürtleri’ne bir faydası yoktur.

Eğer Kuzey Irak, Kürdistan adıyla egemen bir devlet olacaksa, kendi topraklarının en önemli komşusuna karşı terör üssü olarak kullanılmasına da izin veremez, vermemelidir.

Kuzey Iraklı yöneticilerin bu konularda atacakları akıllıca adımlar bölgede yepyeni bir ilişki düzeninin kurulmasını sağlayabilir.

Tabii ki bu arada Türkiye’nin kendi içindeki en önemli meselesi olan “Kürt meselesi”ni başka boyutlarıyla kalıcı bir barış ortamına yönlendirecek politikaları benimsediğini göstermesi de gerekiyor.

Kendisine güvenen bir Türkiye’nin bu yolları açmasının zamanı gelmiştir.

*****

Not: Yöneticiler ve taraftarlar
Fenerbahçe bir yabancı takım ile oynayacak, ama maç öncesi Fenerbahçe taraftarları birbirine bıçaklarla saldırıyor. Konu “tribün hakimiyeti” imiş. Bu, vandalizmin ülkemizde ulaştığı boyutların ne kadar korkunç olduğunu gösteriyor.

Kulüp yöneticileri, aslında bu çocukların mantıklarından çok farklı olmayan tavırlarla birbirlerine girmeye devam ettikleri sürece vandalizm daha da artacaktır.

Kulüp yöneticilerinin ya da Türk futbolunu yönetenlerin birbirlerine karşı sözlü saldırılarını (bazı şeref tribünü kavgaları da olmuştu) bir ruhbilimciye inceletmek ve bunların ne kadar çocuksu ve alt düzeyde olduğunu herkese göstermek yerinde olur. Böylece belki onlar utanır, kendilerine çekidüzen verir ve en aşağıdaki, en lümpen taraftarın vandalizmine karşı çıkacak ve onu önleyecek bir düzeye gelebilirler.

DİĞER YENİ YAZILAR