Haberin Devamı
Kurultay’da seçime geçildiği sırada, hatta oy verme işlemi bittiği sırada her şey güllük gülistanlıktı. Genel Başkan’ın yönetim kadrosuna bir itiraz da olmamıştı. Bütün yorumlar bunun üzerine yapıldı, maraza çıkarmayan muhalif gruplar takdir edildi.
Oylar sayıldığındaysa ortaya iki mesaj çıktı. CHP kurultay delegelerinin önemli bir kesimi iki ismin üzerini çizmişti.
Gürsel Tekin, yerel seçimden itibaren Kılıçdaroğlu’nun en yakın çalışma arkadaşıydı ve Genel Başkan onun yönetimde en etkili konumlardan birinde bulunmasını, örgütten sorumlu genel başkan yardımcısı olmasını istiyordu. Bu konum ikinci adamlık sayılabilir.
CHP delegelerinin çizdiği ikinci isim ise, Diyarbakır Barosu’nun eski başkanlarından Sezgin Tanrıkulu oldu. Tanrıkulu’nun ismini çizen CHP’liler “bir şey” söylemek istiyor olmalılar.
Yüzlerce çiziğin bu iki ismin üzerine atılması, tepkinin “organize” olduğunu gösteriyor. Yeni yönetime Baykal ve Sav’a yakın siyasetçileri de almış olan Kılıçdaroğlu’na “her istediğin olmaz” deniliyor.
Tanrıkulu’nun isminin yine “organize” bir şekilde çizilmesi de, CHP’nin bir “Kürt açılımı” yapmasına açık bir direniştir.
Genel Başkan’ın kurultay konuşmasında, “Kürt” kelimesini bile telaffuz etmemesine rağmen muhafazakâr CHP “ileriye” dönük bir uyarıyı da bu çiziklerle göstermiş oluyor.
Tüzükteki kadın kotası gerekçesiyle yapılan resmi itiraz ilçe seçim kurulunca kabul edilmiş olsaydı Tekin ile Tanrıkulu’nun parti meclisi üyelikleri düşebilecek, böylece Kılıçdaroğlu ve kadrosu kurultaydan ağır yaralı bir halde çıkmış olacaktı.
Seçim kurulu itirazı kabul etmedi, Tekin ve Tanrıkulu Parti Meclisi üyesi oldu ama yine de Genel Başkan’ın Kurultay’dan hafif bir yarayla çıktığı pek söylenemez.
Kurultay’daki “birlik beraberlik” görüntülerinin temeldeki ayrılıkları yok etmediği, sadece bir süreliğine gizlediği Tekin ve Tanrıkulu’na yönelik “operasyon” ile ortaya çıkmış oldu.
Bunun devamında, milletvekili aday listelerinin belirlenmesi sürecinde de, seçim kampanyasının “siyasi” temaları üzerinde de benzer çatışmaların yaşanması kaçınılmaz olmuştur. İki “parti” halinde seçime hazırlanan bir CHP’yi seçmenin nasıl göreceği de bellidir.

