Kuru rakamlar

Ekonomiyi kuru rakamlar bilimi olarak anladığımız sürece, bu rakamların arkasındaki insanları gözden kaçırırız...

Haberin Devamı

Ekonomiyi kuru rakamlar bilimi olarak anladığımız sürece, bu rakamların arkasındaki insanları gözden kaçırırız.

Şu anda Türk ekonomisi ile ilgili bütün yorumlar iyiden iyiye kuru rakam kalabalıkları üzerinden yürütülüyor.

En az dört televizyon kanalında her gün 20-25 saat ekonomik konular konuşuluyor, tartışılıyor.

İki ekonomi gazetesinde; ekonomiye önem veren ve ciddiye alan 7 gazetede her gün toplam 60 sayfada ekonomi haberleri, yorumları yer alıyor.

Bunların neredeyse tamamında rakamlar var. Dolu dolu rakamlar. Dış ticaret rakamları. Büyüme rakamları. Enflasyon oranları. Faiz oranları. Ve de azalan işsizlik rakamları.

Devletin resmi rakamlarına göre geçen yıl, 2004 yılında Türkiye'de işsiz sayısı 2 milyon 623 bindi.

Bunu böyle kuru rakam olarak söylediğimiz zaman insan unsuru yine arkada kalıyor, rakam öne çıkıyor.

* 2 milyon 600 bin kişiyi insanın gözünün önüne getirmesi bile kolay değil.

Şöyle bir örnek verelim: İstanbul İnönü Stadyumu en dolu halinde yaklaşık 20 bin kişi alıyor. Yani bütün işsiz insanlarımızı bir araya topladığımızda tıka basa dolu 131 İnönü Stadyumu'na ulaşıyoruz.

* Devletin resmi verilerine göre son bir yılda bunların 200 bini iş buldu.

İşsizler azalmıyor, artıyor!
Onlar iş buldu ama, iş isteyen en az 600 bin genç insan daha iş gücü piyasasına çıktı.

Gelişmiş Batı ülkelerinde de işsizlik, günümüzün en önemli ekonomik-sosyal konusu olarak ortaya çıkıyor. Nitekim Türkiye'de işlerin iyiye gittiğini savunanların bazıları, bizdeki işsizlik oranları ile Batı'daki işsizlik oranlarını karşılaştırarak, "Bizim durumumuz hiç de kötü değil" diyor.

* Ne yazık ki bizim durumumuz kötü.

Çünkü Batı'da "ev kadını" tanımına giren kişiler de işsiz sayılıyor.

Biz ise "ev kadını" diyor ve onları "iş sahibi" sayıyoruz.

Ayrıca bütün bu Batı ülkelerinde işsiz insanların aç kalmamasını sağlayan işsizlik sigortası sistemleri bulunuyor. Bizde ise emeklilerin aldıkları maaşlar, karın doyurma düzeyini bile ya buluyor ya bulamıyor.

* Ekonomi, insandan soyutlanarak kuru rakamlarla anlatıldığı sürece gerçekleri gizlemek mümkündür.

En gerçek olan ise insandır.

Kahvelerde boş boş oturan, geleceğe umutsuzlukla bakan, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan genç insanlar gerçektir. Ve bunların sayısı azalmıyor, artıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR