Kürtçe yayın

Bazı anılar ve eskimiş önyargılar, çok kolayca çözülebileceği halde Kürtçe yayın meselesinin önünü tıkamaya devam ediyor

Haberin Devamı

Bazı anılar ve eskimiş önyargılar, çok kolayca çözülebileceği halde Kürtçe yayın meselesinin önünü tıkamaya devam ediyor.

Aslında yasal olarak herhangi bir televizyon ya da radyo istasyonunun, yasalara ve kurallara uymak koşuluyla Kürtçe yayın yapmasına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Eğer TRT Kürtçe yayın yapıyorsa isteyen her televizyon ve radyo kanalı da Kürtçe yayın yapma hakkına sahiptir.

TRT yönetimi, son olarak Türkçe dışındaki hangi dilde yayına başlaması gerektiğini saptamak amacıyla yeni bir araştırma yapılması için karar almıştır. Bu, biraz daha zaman geçirmek anlamına gelmektedir. Türkiye'de Türkçe dışında en yaygın olarak kullanılan dil Kürtçedir. Kürtçenin lehçeleri arasında biri de Kürtler arasında yaklaşık yüzde 90 oranında yaygındır. Kırmançe, Türkiye dışında Suriye ve Irak'taki Kürtler arasında da en yaygın lehçedir. Tekrar tekrar araştırma yapmakla farklı bir sonuca ulaşılamayacağına göre asıl yapılmak istenen ortadadır.

* Türkiye'de Kürtçe kursları vardır. Kürtçe kitaplar, dergiler vardır. Kürtçe şarkılar türküler söylenmekte, kasetler, CD'ler satılmaktadır. Şu anda Kürtçenin kullanımına ilişkin olarak bir baskıdan söz etmek mümkün değildir. Ancak Kürtçe televizyon ve radyo yayını meselesinin bu şekilde abartılması ve bir çözüm yolunda ciddi adım atılmaması sanki Kürtçe kullanımına karşı bir baskı olduğu izlenimi yaratmaktadır.

Çözüm, demokrasiyi güçlendirir
Nasıl ki bütün televizyon kanalları ve radyo istasyonlarının Türkçe yayınlarında uyması gereken yasal ilkeler varsa, aynı ilkeler Kürtçe yayınlar için de söz konusu olacaktır.

* Kürtçe yayının sadece TRT kanallarında yapılmasının yaratabileceği bir yanlışa eski TRT Genel Müdürü Yücel Yener dikkat çekmiştir. Bu yayınlar "devletçi propaganda" aracı olarak, bölücü olan ya da öyle görülen çevrelerle polemik için kullanılırsa, yapılmaması daha yerinde olacaktır. TRT'nin bu konuda bazı kamu kurumlarından ya da siyasi çevrelerden baskı görmesi mümkündür. Bu baskılar geçerli olursa da ortaya yeni bir "Moskova radyosu" örneği çıkar. Sovyetler Birliği döneminde Moskova'da ve diğer Doğu Avrupa başkentlerinde Türkçe yayın yapan radyolar vardı ve bunlar en kuru ve devletçi üslupla komünizm propagandası yaparlardı.

* Kürtçe televizyon ve radyo yayınının her isteyen tarafından ve yasal ilkelere uygun olarak yapılabilmesinin herhangi bir tehlikesi yoktur. Tam tersine, böyle bir rahatlık Kürt sorunundaki en önemli moral eşiklerden birinin atlanmasını sağlayacaktır. Demokrasi içinde de bundan başka çözüm yoktur ve bu çözüm sadece demokrasiyi güçlendirir.

DİĞER YENİ YAZILAR