Ucu fazlasıyla açık bir sorun, Kürt köylerinin eski Kürtçe isimlerine dönmeleri üzerinden ortaya çıktı. Yakın tarihimizin çok az konuşulmuş bir yanını da böylece konuşmaya başlamış olduk.
Konu, sadece Kürtçe isimlerle ilgili değil. Anadolu’nun “Müslüman Türkleştirilmesi”nde öncelikle Rumca ve Ermenice isimler değiştirildi, sonra Kürtler 1925’te başlayan isyanların bir bedelini de isimlerin değiştirilmesiyle ödedi.
Aslında ismi değiştirilmiş köylerin çoğunda halk iki isimle yaşıyor, biri resmi isim, diğeri o köye halkın verdiği isim. Halk kendi arasında bildiği ismi kullanıyor, resmi kurumlarla ilişkilerinde ise konulan yeni “Türk” ismini. Birkaç yıl önce, Başbakan’ın bir gezisi sırasında bir istekleri için pankart açan köy halkı, pankarta köylerinin resmi ismi yerine eski Rumca ismini yazmıştı.
Değiştirilmiş Kürtçe köy isimlerine dönüş için bu köylerin muhtarlarının resmi talepte bulunması gerekiyor. Kürtlerin yaşadığı köyler var, hem de çok, ama çok uzun zamandır Ermenilerin, Rumların yaşadığı köyler yok, köyler var da Ermeniler ve Rumlar yok. Buna karşılık Ege’nin birçok yöresinde halk hâlâ, eski Rumca isimlerin biraz şekil değiştirmiş hallerini kendi köylerinin, kasabalarının ismi olarak kullanmaya devam ediyor.
Kürtçe isimlere dönüş konusunda şöyle bir fikir oluştu: Osmanlı kayıtlarına bakılsın ve köylerin isimleri ona göre değiştirilsin. Bu fikir benimsenirse, şu anda Müslüman Türklerin ya da Müslüman Kürtlerin oturduğu birçok köyde de Ermenice isme dönülmesi gerekiyor.
İsim sıkıntısı bununla bitmiyor, ülkemizin birçok tarihi mekânının da ismi değiştirilmiştir. Bu da Anadolu’nun “asıl sahibi” meselesine bulunmuş suni çözümlerden biriydi.
Eğer isimler Osmanlı kayıtlarına göre değiştirilecekse, bunların da değişmesi, “asıl” isimlere dönülmesi gerekiyor.
Sorunun temeli Anadolu’nun bin yıllık dokusunun ve kültürünün bozulması, bu toprağın insan dokusunun değiştirilmiş olmasıdır. Kendi tarihimizi henüz öğrenmeye başladık, ama bazı komplekslerden kurtulmak kolay olmadığı için yavaş öğreniyoruz.
Şu anda Kürt köylerinin resmi ve kullanımdaki isimleri meselesini konuşmaya başlamamız bile önemli bir aşama sağlamış olduğumuzu gösteriyor.
Yapılacak tek bir şey vardır, o da köy halkının kendi arasında kullandığı isimlerin resmi hale getirilmesidir.
Ama aynı zamanda bin yıllık başka isimlerin son 70-80 yılda uğradığı haksızlıkların da düzeltilmesi gerekir.
DÜZELTME VE ÖZÜR
Dünkü yazımızda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın demeciyle ilgili olarak yanlışlıkla Ertuğrul Özkök’ün adı yazılmıştır. Doğrusu Fatih Çekirge’dir. Düzeltir, Sayın Fatih Çekirge’den, Sayın Ertuğrul Özkök’ten ve saygıdeğer okurlarımızdan özür dileriz.

