Kürt gerçeği

Yirmi yıl kadar önceydi. Kenan Evren cumhurbaşkanı olarak güçlü konumunda bulunuyordu. İlk seçimi Özal'ın ANAP'ı kazanmıştı ama siyasetteki asker ağırlığı çok azalmamıştı

Haberin Devamı

Yirmi yıl kadar önceydi. Kenan Evren cumhurbaşkanı olarak güçlü konumunda bulunuyordu. İlk seçimi Özal'ın ANAP'ı kazanmıştı ama siyasetteki asker ağırlığı çok azalmamıştı.

Bir süre önce PKK'nın ilk silahlı baskınlan başlamıştı. Evren ile bir yurt dışı gezisinde bulunuyorduk. O günlerde "Kürt" sözcüğü de telaffuz edilmiyordu. Devlet destekli ve radikal milliyetçi çevreler hâlâ "Kürt kurttan gelir", "Kürt diye bir şey yoktur, dağlı Türklere Kürt diyorlar" gibi zırvalarla kafa karıştırmaktaydılar.

Evren, yan yana bulunduğumuz bir anda şöyle bir olay anlattı: Bir süre önce ilginç bir Amerikalı'nın Irak Kürdistanı'ndan Türkiye'ye geldiği haber alınmıştı. Bu kişi Ankara'da bulunmuş ve Evren'in yanına getirilmişti. Kendi anlattığına göre, Evren bu Amerikalı'ya "Bu Kürt meselesini fazla kışkırtıyorsunuz, bir süre sonra büyük sorunlar çıkabilir" demişti.

Evren bu olayı anlattıktan sonra ortamın rahatlığından cesaret bularak şöyle bir giriş yaptık: "Yarın Türkiye'ye döndüğümüzde halkın önüne çıksanız ve bu olayı aynı bu kelimelerle anlarsanız önemli bir tedbir alınmış olmaz mı?"

Evren bu fikre hiç sıcak bakmadığı gibi, bu anlattığını da kesinlikle yazamayacağımı söylemişti.

Sorun tamamen çözülmedi
Bu küçük olay, Kürt meselesine yaklaşımda ne kadar tıkız davrandığının örneklerinden biri. Yirmi yıl önce "Kürt" sözcüğü kullanmak yargılanma nedeniydi. Ankara, eski korkular içinde "Kürt" sözcüğünü kullandırtmıyordu, ama Kürt gerçeğini de yok edemiyordu.

DEP'li dört milletvekilinin doğal yargı yoluyla tahliye edilmelerinin anlamı "Kürt gerçeği"nin artık inkâr edilmesinin mümkün olmadığıdır. Devlet televizyonu Kürtçe yayına başladığı gün Leyla Zana ve üç arkadaşı tahliye olmuştur.

Bu varılan nokta, çok büyük bir gelişme yaşadığımızı göstermektedir. Elbette bununla birlikte Kürt sorunu bitmiş değildir. Bu yeni dönemin olumlu bir çizgide yaşanması için de bütün taraflara düşen görevler vardır.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ilk görevi dağda kalmış insanların inmesini ve silah bırakmasını sağlayacak tedbirleri almaktır.

Kürt kökenli siyasilerin birinci görevi ise terörü Türkiye'nin güneydoğusundan ve Kürt vatandaşlarımızın hayatından tamamen çıkması, Türkiye'nin bir barış ülkesi olması için somut adımlar atmalarıdır.

Bugün ulaşılmış olan ortamı kendi başarılan gibi görmeye kalkan terörist gruplar ülkeyi tekrar kan gölüne çevirmeye kalkarsa her şey boşa gider.

DİĞER YENİ YAZILAR