Kursakta kalan sevinç

Türkiye'nin Avrupa dışında, bugünkü gibi kalmasını isteyenler önceki gün çok sevindiler. Onları sevindiren haber, Fransa Dışişleri Bakanı'nın "Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu" açıklamış olmasıydı

Haberin Devamı

Türkiye'nin Avrupa dışında, bugünkü gibi kalmasını isteyenler önceki gün çok sevindiler. Onları sevindiren haber, Fransa Dışişleri Bakanı'nın "Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu" açıklamış olmasıydı.

* Gazetecilikte bir "cımbız" metodu vardır. Uzun bir konuşmayı alırsınız, o konuşmanın ana fikrini yansıtacak bir özet yerine, kendi niyetlerinize uygun bir cümle ya da ifadeyi "cımbızla çeker" büyütürsünüz.

Fransa Dışişleri Bakanı da önceki gün aynı akıbete uğradı. Böylece, Türkiye'nin hiçbir zaman AB üyesi olamayacağını düşünenler de pek sevindiler.

* Dışişleri Bakanı Barnier'nin, Meclis'teki Türkiye tartışmasında söylediği sözler ve bir soru önergesine verdiği cevabın tam metni dün ortaya çıktı.

Türkiye'nin Ortadoğu'da kalmasını isteyenlerin sevinçleri de kursaklarında kaldı.

Fransız Bakan'ın "olumsuz" sözü şuydu: Türkiye Kopenhag kriterleri için çalışmaktadır, hazırlık yapmaktadır ancak henüz "şartname"ye uyma aşamasında değildir.

Türkiye'nin, AB üyeliğinin ana şartı olan Kopenhag kriterlerini tam olarak yerine getirdiğini kimse söylemiyor. Söylenen, bu yönde çok önemli aşamalar kaydedildiği ve Türkiye'nin bunları tamamlamak için bütün gücüyle çalışacağıdır.

Barnier ne dedi...
Bakan Michel Barnier şunu söylemektedir:

* Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri 1963'te başlamış ve bu ilişkinin Avrupa tarafında de Gaulle ve Adenauer yer almıştır.

Bu dönemde Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na katılım perspektifleri açılmıştır.

1999 Helsinki Zirvesinde bu durum Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve dönemin Başbakanı Jospin tarafından teyit edilmiştir.

Türkiye'nin AB üyeliği yarının işi değildir, kısa vadeli bir iş değildir. Bu süreç bu yılın ekim ayında Avrupa Komisyonu'nun raporu ve tavsiyesine göre devam edecektir.

Fransız Bakan'ın söyledikleri bunlardır. Ve Türkiye'nin AB üyesi olamayacağına, kapının kapalı olduğuna ilişkin hiçbir ifade yoktur. Tam tersine, Bakan Türkiye'nin Avrupa içinde yer alma sürecinin 1963 yılında başladığını ve adaylığın 1999'da kesinleştiğini söylemektedir.

Bundan sonra Avrupa Komisyonu'nun raporu tam üyelik görüşme tarihinin belirlenmesi için temel olacaktır.

Raporda Türkiye'nin Kopenhag kriterleri yönünde çok önemli adımları attığı ve bu adımları tamamlama iradesi gösterdiği, tam üyelik görüşmelerinin başlaması gerektiği belirtildiği vakit, tartışma da sona erecektir.

Türkiye'yi tecrit edilmiş bir Ortadoğu ülkesi olarak görmek isteyenler biraz fazla erken sevindiler.

DİĞER YENİ YAZILAR